Tanrının Tefekkürü Üzerine
Speculum de honestate vitae. Octo puncta perfectionis assequendae (Dürüst Yaşamın Aynası) — dijital nüshadan özgün bir sayfa (Source Library).

Tanrının Tefekkürü Üzerine

Clairvauxlu Bernard (Bernardus Claravallensis)· 1490· Özgün: İngilizce· Source Library· ~49 dk okuma
Mistik TeolojiTürkçe çeviriAçık erişim

Clairvauxlu Bernard, on ikinci yüzyılın en etkili mistik ilahiyatçısı ve manevi rehberidir. Ruhun Tanrıya sevgi yoluyla yükselişini işleyen öğretisi, Batı Hristiyan tasavvufunun temel taşlarından biri olmuştur. Aşağıdaki pasaj, onun "Dürüst Yaşamın Aynası" adlı el kitabından, Tanrının tefekkürüne ayrılan bölümdendir. Burada Bernard, sevginin bir bilgi yolu olduğunu ve kalbin bütünüyle Mesihe yönelmesi gerektiğini anlatır. Ruhun ilahi ihtişama fazla dalmaması gerektiği yönündeki uyarısı ise onun ölçülü ve derin mistik anlayışını gösterir.

Türkçe çeviri (tam çeviri) · Çeviren Şira Nur Uysal

O halde Mesih kalbinizde olsun ve Çarmıha Gerilmiş Olanın sûreti aklınızdan asla ayrılmasın. O sizin yiyeceğiniz ve içeceğiniz olsun; tatlılığınız ve tazeliğiniz, tesellîniz, balınız ve arzunuz olsun; tefekkürünüz, duânız, hayatınız, aklınız ve dirilişiniz olsun.

Şâyet bir vakit Mesihe duyduğunuz en yakıcı sevgiyle tutuşur ve Havârî ile birlikte yüce şeyleri daha derinden bilmeyi ve tatmayı dilerseniz, zihninizin gözlerini kısa bir an Dirilmiş Olanın zaferine ve Babanın izzeti içinde oturup hüküm süren Onun heybetine kaldırın. Ancak orada uzun süre eğleşmeyin; zira Onun heybetini pek uzun tetkik ederseniz, ihtişamı sizi altında ezip bırakabilir.

O sizin yiyeceğiniz ve içeceğiniz, tatlılığınız ve arzunuz olsun; tefekkürünüz, duânız, hayatınız ve dirilişiniz olsun.
Özgün metin (İngilizce)
Let Christ therefore be in your heart, and let the image of the Crucified never depart from your mind. Let Him be your food and drink, your sweetness and refreshment, your consolation, your honey and your desire, your meditation, your prayer, your life, your reason, and your resurrection. If, however, at any time you are kindled with most ardent love for Christ and wish, with the Apostle, to know and taste more deeply of those things which are above, you shall briefly lift the eyes of your mind to the victory of the Resurrected One and to the majesty of Him sitting and reigning in the glory of the Father. Yet, do not make a long stay there, lest, if you are a scrutineer of His majesty for too long, you be overwhelmed by His glory.

Bu metin neden önemli

Bu pasaj, Clairvauxlu Bernarda atfedilen "Speculum de honestate vitae" (Dürüst Yaşamın Aynası) adlı manevi el kitabından alınmıştır. Metin, bir manastır kardeşinin isteği üzerine kaleme alınmış kısa bir yaşam kılavuzu biçimindedir ve iç insandan dış insana doğru ilerleyen bir arınma yolu çizer. Seçilen kısım, eserin "Tanrının tefekkürü" başlıklı çekirdeğidir. Bernard için Tanrıyı sevmek soyut bir duygu değil, Mesihin sûretini sürekli akılda tutan, ruhu besleyen ve dönüştüren somut bir tefekkür pratiğidir. İlahi ihtişama fazla dalmama uyarısı, insan ruhunun sınırlılığını ve tevazuun gerekliliğini vurgular.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Tam Çeviri

Tanrının Tefekkürü Üzerine eserin tamamı, 2 bölüm halinde. 📖 Source Library

1 / 2
← bölümler arasında kaydırın →

Kısım 1 / 2

J n c. s.a. 326

4. Inc. s.a. 326

Clairvauxlu Bernard

GW 9077 Roma, St. Plannck, m. 1490 (Hain Nr. 2902.)

(Bu sayfa boştur.)

(Bu sayfa boştur.)

Aziz Başrahip Bernard'ın Hayatın Dürüstlüğü Üzerine Aynası Başlar

Benden, ey oğlum ve kardeşim, daha önce hiç kimsenin mürşidinden talep ettiğini işitmediğim bir şeyi istemektesiniz. Lakin takvanız bunu ısrarla talep ettiği ve makul bir şekilde isteyene hiçbir şeyi esirgeyemeyeceğim için, dürüst bir yaşamın düsturunu kısa bir kelamla kaleme alıyorum. Şayet Mesih'in sevgisiyle yanıp tutuşarak bu düstura sebatla riayet ederseniz, şüphesiz ki ebedi hayata nail olacaksınız.

Bu sebeple, kelamın içsel insandan dışsal insana doğru sirayet etmesi için, her türlü safiyetin muhibbi olan Tanrı'nın, oraya kendi tahtıymış gibi kurulmaya tenezzül etmesi ve makamını adeta göklerdeymişçesine oraya tesis etmesi adına, yüreğinizin paklığı için durmaksızın çabalamalısınız. Nitekim şöyle denmiştir: "Gök benim tahtımdır, yeryüzü ise ayaklarımın taburesidir." Ve yine: "Adil insanın ruhu, hikmetin makamıdır." Dolayısıyla, bir insanın huzurunda söylemekten yahut düşünmekten hicap duyacağınız şeyleri, Tanrı'nın huzurunda düşünmekten veya tefekkür etmekten korkacak şekilde düşüncelerinize dikkat etmeniz ve onların üzerinde titizlikle durmanız elzemdir. Bilmelisiniz ki, insanlara sözlerimiz ve amellerimizle bilindiğimiz gibi, sınırsız Ruh'a da düşüncelerimizle malumuzdur; zira insanlara söylenen sözler, Tanrı katında düşüncelerden ibarettir. Çünkü Rab, insanların düşüncelerini ve onların beyhudeliğini bilir; O'nun için hiçbir mahlukat görünmez olmadığı gibi, O'nden gizlenebilecek hiçbir düşünce de var olamaz. Bu yüzden Havari şöyle der: "Zira Tanrı'nın sözü canlı ve etkilidir, her iki ağızlı kılıçtan daha keskindir; can ile ruhun, eklemler ile iliğin ayrımına kadar nüfuz eder, yüreğin düşüncelerini ve niyetlerini ayırt edicidir."

Tanrı'nın tefekkürü üzerine.

Bu yüzden Mesih yüreğinizde olsun ve Çarmıha Gerilen'in sureti zihninizden asla çıkmasın. O sizin aşınız ve suyunuz, tatlılığınız ve ferahlığınız, teselliniz, balınız ve arzunuz olsun. Tefekkürünüz, duanız, hayatınız, aklınız ve dirilişiniz olsun.

O'nu her daim düşünmelisiniz: İster yemliğe konulmuş, ister kundaklara sarılmış, ister ebeveynleri tarafından tapınakta takdim edilmiş, ister tapınakta dinleyip alimlere sorular sorarken, ki O, tüm ilimleri öğretendir, ve sonrasında, her mahlukatın hakkıyla tabi olduğu ebeveynlerine tabi kılınmış halde olsun. Yahut kalabalıklara vaaz verirken, dağda tek başına dua ederken veya çölde açlık çekerken, ki O, hayatın ekmeği ve hikmetin pınarıdır, zambaklar arasında beslenir ve her canlıyı bereketle doyurur. Yahut yolculukta yorulmuş, uzun uzadıya dua ederken ve herkese her şeyi kafi miktarda ihsan ederken, hatta bir melekten teselli kabul ederken, ki O, meleklerin tatlılığı ve tesellisidir. Yahut sütunun başında, ki O, dünyanın dayanağı ve tüm cihanın direğidir, bağlanmış ve kırbaçlanmış halde. Ve meleklerin ihtişamı olan O Zat'ın hor görülüşünü, alay edilişini, üzerine tükürülüşünü, yüzüne tokat atılışını, dikenli taçla taçlandırılışını ve hakaretlere boğuluşunu düşünün. Nihayetinde, kötüler arasında sayılarak sizin için çarmıhta asılı kalışını ve can verişini tefekkür edin.

Böylece sevgiliniz, göğüslerinizin arasında kalacak bir mür demeti olacaktır. Ve böylece, Rabbinizin tüm kaygılarından ve ıstıraplarından, adeta tasavvur edilmiş bir keder demeti devşireceksiniz; bundan kendinize acı bir kadeh ve, tabiri caizse, tatlı gözyaşları süzebilirsiniz. Şayet herhangi bir vakit Mesih'e karşı en hararetli sevgiyle tutuşur ve Havari gibi yukarıda olan şeyleri daha derinden bilmek ve tatmak isterseniz, zihninizin gözlerini bir anlığına Dirilen Olan'ın zaferine ve Baba'nın ihtişamında tahtında hüküm süren Zat'ın azametine çeviriniz. Lakin orada uzun uzadıya kalmayınız; aksi takdirde, O'nun azametini haddinden fazla tetkik ederseniz, ihtişamı karşısında ezilebilirsiniz.

Kibirden nefret edilmesi üzerine.

Hakikaten, her şeyden önce bilmelisiniz ki, yüreğin her türlü kibrinden, övünmeden ve gururdan, adeta birer veba salgınından, zehirli hayvanlardan ve ruhların zehrinden kaçar gibi kaçmalısınız. Şüphesiz biliniz ki, kendi yüreğini yücelten herkes Tanrı katında murdardır. Keza, kimseyi hor görmeyiniz, kimseye zarar vermeyiniz, kimsenin gıybetini yapmayınız ve Mesih'in adına herkese faydalı olmaya gayret ediniz. Dahası, yüreğinizin en derin sevgisiyle kendinizi diğerlerinden daha aşağı ve değersiz görmekle kalmayıp, manen ilerlediğinizi dahi söylemeyiniz ve kendinizi bir şey sanmayınız. Havari'nin şu sözünde buyrulduğu üzere: "Zira bir kimse, bir hiç olduğu halde kendini bir şey sanırsa, kendini aldatmış olur."

Bunun yanı sıra, yürüyüşünüz vakar dolu, ağırbaşlı ve dürüst olsun; yani ne kararsız adımlarla yürüyün, ne omuzlarınızı sağa sola büküp sallayın, ne boynunuzu dik tutun, ne de göğsünüzü kabartıp başınızı bir omzunuza doğru eğin; zira tüm bunlar hafiflik kokar, kibir gösterir yahut riyakarlık barındırır. Yürürken, ayakta dururken, otururken, zihninizde toprak olduğunuzu ve toprağa döneceğinizi tefekkür ederek hareket ediniz; yüreğiniz yukarıya yönelmiş olarak, hiç kimseye merakla bakmayınız yahut dönüp süzmeyiniz. Bilhassa bir topluluk içindeyken ruhen mahzun görünmeniz yerindedir, her ne kadar yüzünüze bir miktar beşaret kondurmanız gerekse de. Ancak yalnız kaldığınızda çehreniz asla başka bir hal almamalıdır; şayet bir sebeple birisi tarafından gülmeye zorlanırsanız, ki bazen böyle olur, bu kahkahaya dönüşmemelidir. Tasalarınızın arasına sevinçler katın; asla boş durmayın, aksine kutsal metinlerden bir şeyler üzerinde çalışırken ya okuyun ya da Mezmurlar üzerinde tefekkür edin; yahut, ki bu kesinlikle daha evladır, size emredilen şeyi ifa edin ki iblis sizi asla meşguliyetsiz bulmasın, zira atalet pek çok şerre kapı aramıştır. Sadece aklı cezbeden metinlerden ziyade, takvanızı alevlendiren kutsal yazıları büyük bir şevkle okuyun. Ne dediğimi anlayın: Şayet Tanrı'nın her şeyi kuşatan gözetimini duyularınızda tefekkür ederseniz, Rab size anlayış ihsan edecektir. Ve dua ettiğiniz vakit, kulaklarınızı sizi dinleyenlerin hıçkırıkları ve iç çekişleriyle doldurmayın, bilakis Rab Tanrınıza yönelin.

yüreğinizin hücresinde; ancak bu denli inzivaya çekilmişseniz pişmanlık duymak, pak ellerinizi yukarı kaldırmak yahut kendi sesinizi işitebilmek size fayda sağlayacaktır; niyetinizi yüceltmek için ara sıra göğe doğru bakınız ki yüreğiniz, Mesih'in Tanrı'nın sağında oturduğu yerde olsun. Duadan sonra okumaya dönün; ve şayet okumak sizde bir bıkkınlık uyandırırsa, bu durum sizi yeniden duaya sevk etsin.

Mümkün mertebe gençlerin, bilhassa henüz sakalı çıkmamış olanların meclisinden kaçınınız. Yemeğe adeta çarmıha yaklaşır gibi yaklaşın; gözlerinizi asla bir başkasının yüzüne dikmeyin, asla zevk için değil, sadece ihtiyaçtan ötürü yiyin. İştahınızı lezzet değil, açlık uyandırsın; tekillikten kaçının ve cemaatle yetinin, zira nefsin beslenmesi ve günahların söndürülmesi gerektiğini bilin. Önünüze bir şey konulduğunda, bunu Tanrı tarafından bahşedilmiş gibi kabul edin. Lakin zihninizde ve her daim iradenizde şu olsun: Yemeği kendinize saklamaktansa bir başkasının önüne koymayı tercih edin. İhtiyatınıza bir sınır koyun ki her zaman, her yerde ve tüm işlerinizde kendinizi bilge görmeyesiniz; bir şeyde haddi aşmaktan korkun. Mübarek Eyüp şöyle der: "Bütün işlerimden korktum, çünkü suçluyu esirgemeyeceğini biliyordum."

Yatağınıza yorgun argın vardığınızda ise en dürüst şekilde uzanarak kendinize çeki düzen verin. Sırtüstü yatmayın, dizlerinizi kaldırıp topuklarınızı bacaklarınıza birleştirmeyin. Şayet şehvetin debdebesi size musallat olursa, acı yatağına uzatılmış ve tüm bedeni dermansız kalmış Sevgilinizi hatırlayın. Yüreğinizden şunları söyleyin: "Benim Tanrım darağacında asılı dururken, ben kendimi zevke mi teslim edeceğim?" Ve böylece, tüm yüreğinizle Kurtarıcı'nın adını zikrederek, inleyerek ve bu necat ismini sık sık tekrarlayarak, bu huzursuzluk son bulacaktır. Uyku sizi esir alana dek içinizden Mezmurları mırıldanın ki uykunuzda dahi Mezmurları okuduğunuzu düşleyesiniz. Gece ibadetleri için kalktığınızda, tüm gücünüzle Yaradanınızı hamdedin ve Yaradanınız ile Kurtarıcınızın şanına sesinizi göklere yükseltin. Nihayetinde, Mesih'e karşı en saf sevgiyi besleyin; Mesih'ten başka, O'nun dışında kalan yahut O'nun rızası için olmayan hiçbir şeye değer vermemeyi aklınızdan çıkarmayın. Kendimi layık görmeyerek ve bizzat yapamadığım şeyleri, sizde vuku bulması ümidiyle, düşündüğümden daha uzun uzadıya tasvir ettim...

kendimde eksik olduğunu bildiğim şeyleri arzulayarak; zira sizin manevi ilerleyişiniz benim için bir sevinç ve Rabbim Tanrı katında tacımdır.

Şayet bir gün ölülerin bedenlerinin yıkandığı bir taşın başında durursanız, tefekkür ederek kendinize çeki düzen verin ve defin merasiminde onlara nasıl muamele edildiğini canıgönülden düşünün: Şimdi sırtüstü, şimdi yüzüstü çevrilirler; baş nasıl öne düşer, kollar nasıl sarkar, bacaklar nasıl kaskatı kesilir, kaval kemikleri nasıl hareketsiz kalır; nasıl giydirilirler, nasıl tükenirler, gömülmek üzere nasıl taşınırlar; kabre nasıl konulurlar, üzerleri toprakla nasıl örtülür ve adeta bir çürüme gibi kurtçuklar tarafından nasıl kemirilirler. En yüce felsefeniz, ölümü her daim tefekkür etmek olsun; nerede olursanız olun yahut nereye giderseniz gidin bunu yanınızda taşıyın, böylece ebediyen helak olmazsınız.

Aziz Başrahip Bernard'ın Hayatın Dürüstlüğü Üzerine Aynası burada nihayete erer.

Aynı müellifin kaleme aldığı, ruhani hayatın kemaline ulaştıran Sekiz Nokta burada başlar.

Eğer bu sekiz şeyi zihninizde iyi tutarsanız, Tanrı'nın inayetiyle tüm erdemlerin kemaline ve nihayetine erişeceksiniz.

Birincisi, günahlarınızı sık sık, safiyetle ve tamamen, büyük bir teessürle ve onları bir daha işlememe kararlılığıyla itiraf etmenizdir.

İkincisi, musibetler veya vesveseler karşısında kırılmamanız, aksine adalet ve huşu içinde dimdik durarak ruhunuzu imtihana hazırlamanızdır. Zira insanın mücadele etmeden hizmet etmesine ve yaşamasına müsaade eden hiçbir yer yahut inanç yoktur; çünkü insanın yeryüzündeki tüm ömrü bir mücadeledir. Keza, Mesih'te takva içinde yaşamak isteyen herkes zulme uğrayacaktır. Çünkü Rab, mübarek Gregorius'un da şehadet ettiği üzere, seçkin kullarının gıybetlerle hırpalanmasına müsaade eder ki böylece tevazu içinde kalabilsinler.

Üçüncüsü, elverdiğince ne batınen ne de zahiren insanlara karışmamanız, kendinizi yalnızca eşiniz olan Mesih'e adamanız, zihni dağıtan ve huzursuzluk yaratan dünya havadislerinden, beyhude ve dünyevi sohbetlerden kaçınmanızdır...

ve ruhun huzur içinde olmasına müsaade etmez.

Dördüncüsü, her daim yürek safiyeti için çabalamanız gerektiğidir; yani nefsi duyularınız kapanmışçasına sürekli kendi içinize dönmeli ve yüreğinizin hanesini, dünyevi şeylerin suretlerinden ve hissi biçimlerinden elinizden geldiğince titizlikle uzak tutmalısınız. Zira yürek safiyeti, tüm ruhani riyazetler arasında, Mesih'in inzivaya çekilmiş bir askerinin bu hayatta almaya alışkın olduğu tüm emeklerin nihai gayesi ve mükafatıdır; önceliği kendinde barındırır. Sevginizi, onun hürriyetine mani olabilecek her şeyden ve bu sevgiyi dünyaya bağlayıp tutsak edebilecek tüm ihtimallerden büyük bir titizlikle uzak tutun. Musa'nın Kanunu'na göre: "Herkes kendi yerinde kalsın, Şabat günü kimse evinin kapısından dışarı çıkmasın ve halk Şabat'a riayet etsin." Zira insanın kendi içinde olması, yüreğinin meyil ve sevgilerini tek, gerçek ve en yalın hayırda toplaması ve onları bir arada tutması demektir. Şabat'a riayet etmek ise, yüreği onu kirleten nefsi arzulardan ve onu dağıtan dünyevi tasalardan arındırmak, bir sükunet limanındaymeymişçesine Yaradan'ın sevgisinde ve visalinde, yüreğin huzuru içinde tatlılıkla dinlenmektir.

Lakin her şeyden önce, asıl gayretiniz her daim şu olsun: Zihninizi düzenli olarak ilahi şeylere ve Tanrı'ya yöneltmek adına, aklınızı her zaman ilahi şeylerin tefekküründe yukarıda tutun. Bunun dışındaki her şey ise, bedenin terbiyesi, oruç yahut gece nöbetleri gibi görünse bile, ancak yüreğin safiyetine katkıda bulunduğu ölçüde faydalı olan, ikincil ve daha aşağı erdem riyazetleri olarak addedilmelidir. İşte bu sebeple pek az kimse hakiki kemale erişebilir; zira pek faydalı olmayan vesilelere zaman ve emek harcarlar, gerekli çareleri ise ihmal edip ertelerler. Siz ise, şayet doğrudan hedeflenen gayeye ulaşmak istiyorsanız, yüreğin daimi safiyeti ve zihnin sükuneti için durmaksızın can atmalı ve yüreğinizi sürekli Rabbe yükseltilmiş halde tutmalısınız. Ne var ki, hiçbir faninin bu tefekküre durmaksızın bağlı kalamayacağı da bir hakikattir...

Kaynak metin (Latin)

J n c. s.a. 326

A rectangular paper label with a black border containing handwritten archival classification codes.

4. Inc. s.a. 326

Bernhardus Claravallensis

GW 9077 Rom, St. Plannck, c. 1490 (Hain Nr. 2902.)

<page-num>326</page-num>

Decorative initial letter P

Incipit Speculum beati Bernhardi Abbatis De Honestate vite

Petis a me fili et frater: quod nunq̃ et nusq̃ aliquez a suo prouisore audiui petisse. Ueruntamen quia instanter tua deuotio expofcit cui inest rationabiliter petenti aliquid negare no possuz. Formula honeste vite breui scribo sermone: quam in christi amore si ardefcens perseueranter seruaueris proculdubio vitam consequeris eternam. Ut igitur ab interiori incipiens ad exteriorem hominem sermo procedat. Circa tui cordis puritatem te indefinenter studere oportet: quo tocius puritatis amator deus tanq̃ in propria fede sedere dignetur: ibi sedem sibi tanq̃ in celo collocare. Iurta illud. Celum mihi sedes: et terra scabellum pedum meor. Et iterū. Anima iusti sedes est sapientie. Necesse est ergo: q̃ circa cogitationes tuas intendas 7 insistas vt videlicz coram deo cogitare: seu meditari pertimefcas: quod in presentia hominis merito dicere vel cogitare erubesceres. Sciens nimiz q̃ sicut per verba vel facta innotescimus homini sic per cogitationes in circumscripto spiritui: quia que dicta hominibus sunt deo cogitationes. Dominus enim nouit cogitationes hominum: quoniam vane sunt 7 sicut ei nulla inuisibilis est creatura: sic nihil omnino cogitari potest quod eum lateat. Unde Apostolus. Unius est enim sermo dei 7 efficax et penetrabiliōr omni gladio ancipiti pertingens vsq̃ ad diuisionem anime et spiritus compagum et medullarum et discretorum cogitationum et intentionum cordis.

De contemplatione dei.

Sit ergo tibi Christus in corde et nunq̃ imago crucifiri ab animo tuo recedat. Hic tibi sit cibus 7 potus: dulcedo tua: et refectio tua: consolatio tua: mel tuum et desiderium. Tua meditatio: tua oratio: vita tua: ratio tua: et resurrectio

tua. Semper cogita illum aut positum in presepio aut pannis inuolutum aut in templo a parentibus presentatum aut in templo audientem: doctores interrogantem qui docet omnem scientiam et postea parentibus subditum cui de iure subditur omnis creatura aut etiam turbas docentem: vel solum in mon te orantem aut esurientem in deserto panem vite et fontem sapientie qui pascitur inter lilia et implet omne animal bene dictione aut fatigatum in itinere prolixius orantem: z omnib[us] omnia sufficienter administrantem: ab angelo etiam ipsum qui est dulcedo z consolatio angelor[um] consolationem recipientem. aut ad columnam sustentationem mundi: et totius mundi co lumnam ligatum z flagellatum. Et ipsum qui est gloria ange lorum spretum z illusum sputis linitum palma in facie pcussum spinea corona coronatum: obprobriis saturatum. Ad vltimum cum iniquis deputatum: z pro te in cruce pendentem z morien tem. Sic erit igitur fasciculus mirre dilectus tuus inter vbera tua commozabitur. Et sic de omnibus anxietatibus domini tui z amaritudinibus quasi quendam fasciculum concepti doloris colligas: vnde etiam amarum poculum z dulces vt ita dixerim lachrymas conficias. ¶ Si vero aliquando ardentissimo chri sti amore succensus: volueris cum Apostolo cognoscere: et que sursum sunt sapere altius. Leuabis parumper oculos mentis ad victoriam resurgentis et ad maiestatem in glozia patris se dentis z regnantis. nec tamen ibi facies moram longam. ne fozte si diuti[us] maiestatis fueris scrutator opprimaris a glozia.

¶ De superbia detestanda.

s2

Sane ante oia noueris te omnem elationem cordis lactantiam atq; arrogantiam quasi quasdam pestes et venenata animalia : et quoddam venenum animarum omnino fugere debere. Sciens proculdubio q immudus coram deo est omnis qui exaltat cor suum. Item neminem spernas : nulli noceas : nulli detrahas : r in christi nomine omnibus prodesse coneris. Item inferiorem ceteris atq; viliorem te non solum credas et intimo cordis affectu verum etiam non dicas profecisse te: nec aliquid te existimes. Jurta illud Apostoli. Qui se existimat aliquid esse cuz nihil sit: ipse se seducit. Ad hec sit incessus tuus maturitate plenus: grauis et honestus : r videlicet non fractis gressibus ambules: aut non scapulas dextrorsum vel sinistrorsum vergendo seu vertendo non esse erecta ceruice: non prominente pectore seu inclinato super humerum capite: que omnia leuitatem redolent : aut elationem ostendunt : aut ipocrisim sapiunt. Incedens stans sedens habeto te deorsum reuoluens in animo tuo: quia puluis es et in puluerem reuerteris : et cor sursum versum nulla curiositate aliquez aspicias aut respicias Tristiciam animi : r maxime in conuentu ostendere te decet. quandam tamen bilaritatem premittes in facie. Priuatim aut nunquam vultus tuus in diuersa mutetur : si coram aliquo alicuius rei causa : vt assolet aliquando fueris compulsus in risum non sit excussus cum catherino. Luis etiam curis inter pone gaudia: nunquā fis ociosus: quin aut legas : aut aliquid de sacris scripturis vel quod certe melius est rumines psalmos operando. Nibilominus incessanter quod tibi fuerit iniunctuz vt nunquam diabolus te eroccupatum inueniat : multa enim mala docuit ociositas. Illas vero scripturas libentius legas: precipue que tuam deuotionem magis inflammauerint quam que alliciunt intellectum. Intellige que dico: Dabit tibi Dominus intellectum : Si in sensu cogitaueris circumspectionem dei. Et cum oraueris : non impleas aures tuas audientium singultibus et suspiriis : sed intende dominum

deum tuum in cubili cordis proderit tamen ad compunctionem habendam: si ita remotus fueris: vel puras manus eleuando: si etiam tuiipsius vocem audire potueris: nonnunquam ad sublevan- dam intentionem in celum inspicias: vt ibi fit cor tuum vbi rps est in dextera dei sedens. Ab oratione reuertaris ad lectionem. riterum si lectio in te fastidium submouerit: ad orationem pro- uocet. Confoicia iuuenum maxime qui inbarbes sunt: quantuz conuenienter potes deuita. Sicut ad crucem sic ad cibum acce- das nunquam alicui oculos in faciem defigas: nunquam voluptate fed necessitate pascaris 7 fames: non sapor prouocet appetitus singularitatem fuge communitate esto contentus. sciens quia caro pascenda est 7 extinguenda sunt vicia. sed qn tibi aliquid super apponitur: tanquam diuinitus procuratum illud accipe. hoc tamen in animo 7 semper in voluntate tua sit magis alteri apponere q retinere. Pone prudentie tue modum: ne tibi sapiens videaris semper et vbique atq in omnibus operibus tuis time: ne forte excedas in aliquo. Hic beatus Job ait Gerebar omnia opera mea sciens q parcis delinquenti. Cum autem ad stratus lassus deueneris: te honestissime iacendo componas. nec supi- nus iaceas: nec genua leuando calcaneos iungas ad tybias. q si luxurie te pompa concusserit: recordare dilectum tuum positum super lectum doloris: 7 vniuersum stratum ei versum in infirmitate. hec dices in corde tuo. deus meus pendet in pa- tibulo 7 ego voluptati opera dabo. ficq inuocato et toto corde noie saluatoris gemendo 7 fepe geminando hoc nomen salutis cessabit quassatio: rumina in te psalmos donec somn? occupet vt in somno somnies te psalmos dicere. ¶ Cum surrexeris ad vigilias: lauda creatorem tuum: ex omnibus viribus tuis 7 ad laudem creatoris 7 redemptoris tui: exalta in altitudine voce tuam. ¶ Postremo purissimum christi habeto amorem: nil preter christum: aut quod est preter ipsum: aut quod est propter ipsum: non estimare memento. ¶ Prolixius q putaui descripsi tibi quod ipse agere nequeo in te adimplere: me reputans et

a3

optans quod mihi deesse cognosco: qz profectus tuus gaudium est mihi · et corona mea in domino deo meo. ¶ Si qñ assistis tedio iurta lapidem: quo lauantur corpora mortuorum te com pone meditando · r diligenter cogita quomodo tractentur vsu sepeliendi: nunc in tergum: nunc in faciem verfantur: quomō nutet caput: cadant brachia: rigent crura: iacent tybie: quomō induantur consumantur deferantur humandi: quomodo com ponantur in tumulo: quomodo puluere contegantur: quomō vorentur a vermibus quasi putrefactio. ¶ Summaqz tibi sit philosophia meditatio mortis assidua · hanc vbicunqz fueris: aut perrexeris tecum porta: et in eternum non peribis.

¶ Explicit speculum beati Bernhardi Abbatis de honestate vite.

¶ Incipiunt Octo puncta mediante quibus peruenitur ad perfectionem vite spiritualis eiusdem.

Decorative initial 'I' In ec octo si bene recolueris omnium virtutum perfectionē et consumationem per gratiam dei sequeris. ¶ Primum vt pure r integre peccata tua sepius confitearis: cum magno dolore et proposito non plus faciendi. ¶ Secundum: vt non frangaris aduersitate vel temptatione · Sed sta in iustitia et timore: et prepara animam tuam ad temptationem. Non enim est locus vel religio qui vel que permittit hominem sine pugna militare r viuere · Nam tota vita hominis: milicia est super terram · omnes etiam qui pie viuere volunt: in christo persecu tionem patientur · permittit enim teste beato Gregorio · Dñs electos suos lacerari detractionibus: vt in humilitate conser nentur. ¶ Tertium: vt non misceas te hominibus nec interio ribus: nec exterioribus inquantum potes bono modo · sed tene solitarium sponso tuo christo · et fuge rumores seculi · et vana · ac secularia colloquia: que mentem distrabunt et inquietatem

reddunt. r in pace esse non permittunt. ¶Quartum omni tem poze debere puritate cordis studere: vt videlicet continue velut clausis sensibus carnalibus in temetipm conuertaris r cordis hostia a formis sensibilibus r imaginibus terrenozum quantuz possibile est habeas diligenter serata. Puritas namqz cordis in ter omnia exercitia spiritualia est quodammodo tanqz quedaz finalis intentio: ac labozum omniuz retributio que in hac vita miles christi emeritus recipere consueuit. sibi vendicat princi patum. Affectum tuum cum omni diligentia ab his omnibus que libertatem ipsius impedire possent. r ab oire possibilitates habente alligandi et tenendi ipsum affectum ad inherendum. Jurta illud legis mosayce. maneat vnusquisqz apud semetipsuz nullus egrediatur ostium domus sue die sabati: et sabatizabit populus. ¶In semetipso namqz esse est dispesiones cordis sui r affectiones ad vnum verum r simplicissimum bonozum recol ligere r collectas habere. Sabatizare vero est coz ab affectione carnali ipsum inficiente et a curis mundanis ipm distrabente absolutum esse et in pace cordis sui tanquã in poztu silencii in amoze r fruitione conditozis suauiter quiescere. Super omnia autem alia tibi semper fit principalis conatus: vt animum tuum semper sursum in contemplatione diuinozum eleuatum habeas: vt diuinis rebus: ac deo mens iugiter transferatur. Quicquid autem ab his diuersum est: quis magis videatur fl cut cozpozis castigatio: ieiunium vel vigilie: r similia virtutis exercitia quasi secundaria r inferioza iudicanda sunt: tantu ex pedientia qtum ad cordis proficiunt puritatez. Inde est quod paucissimi iam ad veram perfectionem perueniunt: quia in me diis non multum proficuis tempus r vires expendunt debita remedia negligunt r postponunt. tu autem si transmittes recto ad finem intentum peruenire desideras debes sine opere ad per petuam cordis puritatem r mentis tranquillitatem anhelare: atqz coz sursum iugiter ad dominū habere. verum tamen est: q nullus moztalium potest huic contemplationi iugiter inherere

1 / 2

Tam Çeviri

Tanrının Tefekkürü Üzerine eserin tamamı, 2 bölüm halinde. 📖 Source Library

1 / 2
← bölümler arasında kaydırın →

Kısım 1 / 2

Aziz Başrahip Bernard'ın Aynası burada başlar. Yaşamın Erdemi Üzerine.

Ey oğlum ve kardeşim, benden öyle bir şey talep ediyorsunuz ki, bunu daha önce hiçbir kimsenin kendi mürşidinden talep ettiğini ne işittim ne de bir yerde gördüm. Lakin sizin bu deruni bağlılığınız ve iştiyakınız bunu ısrarla talep ettiğinden ve makul bir talepte bulunan kimseye herhangi bir şeyi reddetmem mümkün olmadığından, Mesih’in sevgisiyle yanıp tutuşarak sebatla riayet ettiğiniz takdirde şüphesiz ki ebedi hayata nail olacağınız erdemli bir yaşamın düsturunu sizler için kısa bir kelamla kaleme alıyorum.

Sözün, içteki insandan başlayıp dıştaki insana doğru ilerlemesi için, kalbinizin paklığı üzerinde durmaksızın çalışmanız icap eder. Öyle ki, her türlü paklığın aşığı olan Tanrı, kendi makamındaymışçasına orada oturmaya tenezzül buyursun ve tıpkı göklerde olduğu gibi orada Kendisine bir taht kursun. Nitekim şöyle yazılmıştır: "Gök Benim tahtımdır, yeryüzü ise ayaklarımın taburesidir." Ve yine: "Adil insanın ruhu, hikmetin tahtıdır." Bu sebeple, düşünceleriniz üzerinde dikkatle durmanız ve onlara yoğunlaşmanız gerekir. Şöyle ki, bir insanın huzurunda söylemekten yahut düşünmekten haklı olarak utanacağınız şeyleri, Tanrı’nın huzurunda düşünmekten yahut tefekkür etmekten korkmalısınız. Şüphesiz bilmelisiniz ki, bizler insanlara sözlerimiz ve amellerimizle malum oluyorsak, sınırsız ve her şeyi kuşatan Ruh’a da düşüncelerimizle malum oluruz, zira insanlara söylenen sözler ne ise, Tanrı için düşünceler de odur. Çünkü Rab, insanların düşüncelerini bilir ki onlar beyhudedir. O’nun için görünmez hiçbir mahluk olmadığı gibi, O’nden gizlenebilecek hiçbir düşünce de mevcut değildir. Bu yüzden Havari şöyle der: "Zira Tanrı’nın kelamı canlıdır, tesirlidir ve her iki ağızlı kılıçtan daha keskindir, can ile ruhu, eklemler ile ilikleri ayıracak kadar derine nüfuz eder, kalbin düşüncelerini ve niyetlerini ayırt edicidir."

Tanrı’nın tefekkürü üzerine.

Bu sebeple Mesih kalbinizde olsun ve çarmıha gerilmiş Olan’ın tasviri zihninizden asla çıkmasın. O sizin yiyeceğiniz ve içeceğiniz, tatlılığınız ve gıdanız, teselliniz, balınız ve arzunuz olsun. Tefekkürünüz, duanız, hayatınız, aklınız ve dirilişiniz O olsun. Sevgiliniz göğüslerinizin arasında barınacaktır. Böylece Rabbinizin tüm ıstıraplarından ve acılarından, adeta derununuza doğan kederlerden müteşekkil bir demet toplayasınız, ondan kendinize acı bir kadeh ve tabiri caizse tatlı gözyaşları hazırlayasınız. Şayet bir gün Mesih’in en hararetli sevgisiyle tutuşup Havari ile birlikte bilmek isterseniz ve neyin ne olduğunu...

Şüphesiz her şeyden önce bilmelisiniz ki, kalbin her türlü kibirlenmesini, böbürlenmesini ve küstahlığını, adeta birer veba ve zehirli mahluk, ruhların bir nevi zehri gibi görerek bunlardan tamamen kaçınmalısınız. Hiç şüphe yok ki, kalbini yücelten herkes Tanrı’nın huzurunda murdardır. Keza kimseyi hor görmeyiniz, kimseye zarar vermeyiniz, kimseyi yermeyiniz ve Mesih’in adıyla herkese faydalı olmaya gayret ediniz. Aynı şekilde, kendinizi sadece kalbinizin en derin hisleriyle diğerlerinden daha aşağı ve daha değersiz görmekle kalmayıp, ilerleme kaydettiğinizi de söylemeyiniz ve kendinizi bir şey sanmayınız. Şuna uygun olarak:

1 / 2

Tam Çeviri

Tanrının Tefekkürü Üzerine eserin tamamı, 1 bölüm halinde. 📖 Source Library

1 / 1
← bölümler arasında kaydırın →

Kısım 1 / 1

en sermo procedat." -> Öyleyse, kelamımız içsel olandan başlayıp dışsal insana doğru ilerlesin. - "Circa tui cordis puritatem te indefinenter studere oportet: quo tocius puritatis amator: deus tanquam in propria sede sedere dignetur: ibi sedem sibi tanquam in celo collocare." -> Kalbinizin temizliği üzerinde durmaksızın çalışmanız gerekir; öyle ki, her türlü saflığın aşığı olan Tanrı, orada kendi makamındaymışçasına taht kurmaya tenezzül etsin ve tıpkı göklerde olduğu gibi orada da Kendisine bir taht edinsin. - "Juxta illud. Celum mihi sedes: et terra scabellum pedum meorum." -> Şu kelamda buyrulduğu üzere: "Gökler Benim tahtımdır, yeryüzü ise ayaklarımın taburesidir." - "tua. Semper cogita illum aut positum in presepio aut pannis inuolutum aut in templo a parentibus presentatum aut in templo audientem: doctores interrogantem qui docet omnem scientiam..." -> ...sizinki. Her daim O'nu düşününüz: ya bir yemliğe bırakılmış ya kundaklara sarılmış ya mabette ebeveynleri tarafından takdim edilmiş ya da mabette, her türlü ilmi öğreten muallimleri dinleyip onlara sorular sorarken; ve ardından, tüm yaratılmışların hukuken kendisine tabi olduğu ebeveynlerine boyun eğmiş olarak; yahut kalabalıklara vaaz verirken, ya da dağda tek başına dua ederken; yahut zambaklar arasında beslenen ve her canlıyı bereketle doyuran, hayatın ekmeği ve hikmetin pınarı olduğu halde çölde açlık çekerken; yahut yolculukta yorulmuş, uzun uzun dua ederken ve herkese her şeyi fazlasıyla ihsan ederken; meleklerin tatlılığı ve tesellisi olan O Zat'ın, bir melekten teselli kabul edişini; yahut dünyanın dayanağı ve tüm cihanın direği olan O'nun, bir sütuna bağlanıp kırbaçlanışını düşününüz. Ve meleklerin şerefi olan O Zat'ın hor görüldüğünü, alay edildiğini, tükürükle sıvandığını, yüzüne tokat atıldığını, dikenli taçla taçlandırıldığını ve hakaretlere boğulduğunu tefekkür ediniz. Nihayetinde günahkarlarla bir tutulduğunu ve sizin için çarmıhta asılı kalıp can verdiğini düşününüz. Böylece sevgiliniz, göğsünüzün üzerinde duran bir mürrüsafi demeti olacaktır. Ve böylece Rabbinizin tüm ıstıraplarından ve acılarından, adeta içinizde biriken kederden bir demet derleyeceksiniz;

1 / 1

Tam Çeviri

Tanrının Tefekkürü Üzerine eserin tamamı, 7 bölüm halinde. 📖 Source Library

1 / 7
← bölümler arasında kaydırın →

Kısım 1 / 7

GW 4077

Roma, Aziz Plannck, yak. 1490

(Hain. No. 2902.)

Aziz Başrahip Bernhard’ın Aynası Başlar. Hayatın Vakarı Üzerine.

Oğlum ve kardeşim, benden, bir kimsenin kendi rehberinden istediğini ne şimdiye dek işittiğim ne de başka bir yerde duyduğum bir şeyi talep etmektesiniz. Lakin mademki makul bir talepte bulunan sizden gelen bu ısrarlı bağlılık ricasını geri çevirmem mümkün değildir, o halde vakur bir hayatın düsturunu size kısa bir kelamla yazıyorum; eğer bunu Mesih’in sevgisiyle tutuşarak sebatla muhafaza ederseniz, şüphe yok ki ebedi hayata nail olursunuz.

Kelamın içsel olandan başlayıp dışsal insana doğru ilerlemesi için, kalbinizin paklığı üzerinde durmaksızın çalışmanız icap eder; öyle ki, her türlü paklığın aşığı olan Tanrı, orayı adeta kendi tahtı kılmaya tenezzül buyursun ve tahtını, göklerde olduğu gibi orada kursun. Nitekim şöyle denmiştir: Gök tahtımdır benim, yeryüzü ise ayaklarımın taburesidir. Ve yine: Adil kişinin ruhu, hikmetin tahtıdır. Bu sebeple, düşünceleriniz üzerinde dikkatle durmanız ve onlara mukayyet olmanız zaruridir; öyle ki, bir insanın huzurunda söylemekten yahut düşünmekten haklı olarak utanacağınız bir şeyi, Tanrı’nın huzurunda düşünmekten veya tefekkür etmekten korkasınız.

Şüphesiz biliniz ki, bizler insanlara sözlerimiz ve amellerimizle malum olursak, sınırsız olan Ruh’a da düşüncelerimizle öylece aşikar oluruz; zira insanlara söylenen sözler ne ise, Tanrı için düşünceler de odur. Çünkü Rab, insanların düşüncelerini bilir, onların beyhude olduğunu bilir. Ve O’na hiçbir yaratılmış gizli olmadığı gibi, O’ndan saklanabilecek hiçbir düşünce de var olamaz. Nitekim Havari şöyle der: Tanrı’nın sözü canlıdır, etkilidir ve her iki ağızlı kılıçtan daha keskindir; canla ruhu, eklemlerle iliği ayıracak kadar nüfuz eder, kalbin düşüncelerini ve niyetlerini ayırt eder.

Tanrı’nın Tefekkürü Üzerine.

O halde Mesih kalbinizde olsun ve çarmıha gerilmiş olanın sureti zihninizden asla çıkmasın. O sizin yiyeceğiniz ve içeceğiniz, tatlılığınız ve azığınız, teselliniz, balınız ve arzunuz olsun. Tefekkürünüz, duanız, hayatınız, aklınız ve dirilişiniz O olsun. O’nu daima ya yemlikte yatarken, ya kundaklara sarılmışken, ya mabette ebeveynleri tarafından takdim edilirken, ya mabette her türlü ilmi öğreten muallimleri dinleyip onlara sorular sorarken ve sonrasında, her yaratılmışın hukuken tabi olduğu ebeveynlerine itaat ederken, ya kalabalıklara öğretirken, ya da dağda tek başına dua ederken tahayyül ediniz. Yahut O’nu, zambaklar arasında beslenen ve her canlıyı bereketle doyuran hayat ekmeği ve hikmet pınarı olduğu halde, çölde açlık çekerken; ya da yolda yorulmuş, uzun uzadıya dua ederken ve herkese her şeyi fazlasıyla bahşederken; hatta meleklerin tatlılığı ve tesellisi olan Kendisi, bir melekten teselli kabul ederken tahayyül ediniz. Yahut dünyanın dayanağı ve tüm dünyanın sütunu olduğu halde, bir sütuna bağlanmış ve kamçılanmış olarak; meleklerin ihtişamı olduğu halde, hor görülmüş, alay edilmiş, tükürükle sıvanmış, yüzüne tokat atılmış, dikenli taçla taçlandırılmış ve hakaretlere doymuş olarak tahayyül ediniz. Nihayetinde ise günahkarlarla bir tutulmuş ve sizin için çarmıhta asılıp can verirken tahayyül ediniz. Böylece sevgiliniz, memeleriniz arasında duran bir mür demeti olacaktır. Ve Rabbinizin tüm ıstıraplarından ve acılarından, adeta içinizde uyanan bir keder demeti derleyesiniz; öyle ki ondan acı bir kadeh ve tabiri caizse tatlı gözyaşları süzebilesiniz.

1 / 7

Bu eser Mistik Teoloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Speculum de honestate vitae. Octo puncta perfectionis assequendae (Dürüst Yaşamın Aynası)
Neşir
Speculum de honestate vitae, 1490 baskısı (Latince), 5.-6. sayfalar
Konum
Speculum beati Bernhardi Abbatis De Honestate vite, "Tanrının tefekkürü üzerine" bölümü; Source Library kitap kimliği 69dbc8841040d1d5e209a132, 5.-6. sayfalar
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Tanrının Tefekkürü Üzerine. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/bernard-clairvaux-speculum-honestate-vitae-tanri-tefekkuru
← Kütüphaneye dön