Yolun Bozuluşu ve Bir Risalenin Doğuşu: Sûfîlerin İtikadı Üzerine
Al-Risala al-Qushayriyya'nın Arapça baskısından özgün içindekiler (fihrist) sayfası. — dijital nüshadan özgün bir sayfa (Source Library).

Yolun Bozuluşu ve Bir Risalenin Doğuşu: Sûfîlerin İtikadı Üzerine

Al-Risala al-Qushayriyya (Er-Risâletü'l-Kuşeyriyye)
Ebü'l-Kâsım el-Kuşeyrî· 1045 civarı (nüsha 1287)· Özgün: İngilizce· Source Library· ~74 dk okuma
Mistik TeolojiTürkçe çeviriAçık erişim

Kelâbâzî'nin "Sûfîlerin Öğretisi" (et-Taarruf) adlı eseri, sûfî itikadını sahtelerden ve dünyevî bozulmadan ayırmak için kaleme alınmış klasik bir doktrin elkitabıdır. Kaynak kütüphanesinde bu eserin İngilizce çevirisi mevcut olmadığından, aynı erken sûfî doktrin geleneğinin en yakın ve en özdeş birincil kaynağı olan el-Kuşeyrî'nin "er-Risâletü'l-Kuşeyriyye"sinden bir pasaj seçtik. İkisi de aynı gaye ile yazılmıştır: hakiki sûfî yolunu, çürümeye ve iddiacılara karşı korumak ve yazıya geçirmek. Aşağıdaki pasaj, tam da bu niyeti dile getiren giriş bölümüdür. Kuşeyrî burada yolun büyük şeyhlerinin göçüşünü, verânın silinişini ve şeriat hürmetinin kalplerden çekilişini yaslı bir dille anlatır, ardından risalesini neden derlediğini beyan eder.

Türkçe çeviri (tam çeviri) · Çeviren Şira Nur Uysal

Biliniz ki, Allah size rahmet eylesin, bu topluluğun hakikat ehli üstatlarının çoğu artık dünyadan göçüp gitmiştir. Zamanımızda bu topluluktan geriye yalnızca onların izleri kalmıştır. Nitekim şöyle denilmiştir: Çadırlar onların çadırları gibi durmaktadır lâkin görüyorum ki kabilenin kadınları onların kadınları değildir. Bu yolda bir eksilme baş göstermiştir hatta yol gerçekten kaybolmuştur. Kendileri vasıtasıyla hidayet bulunan şeyhler göçüp gitmiş, onların yolunu ve âdetlerini izleyen gençler ise azalmıştır.

Verâ, yani takva ve sakınma ortadan kalkmış, onun sergisi dürülmüş, buna karşılık tamah şiddetlenmiş ve prangaları güçlenmiştir. Şeriatın hürmeti kalplerden çekilip gitmiş, öyle ki insanlar dine karşı kayıtsızlığı en emin dayanak saymışlardır. İşte bu sebeple bu risaleyi sizin için derledim. İçinde bu yolun şeyhlerinin âdablarına, ahlâklarına, muamelelerine, kalplerinin itikadına ve manevi hallerine dair işaret ettikleri bazı hususları, ayrıca başlangıçtan sona kadar katettikleri mertebeleri zikrettim. Tâ ki bu risale, bu yolun müritleri için bir kuvvet ve onu mütalaa eden herkes için bir şahit olsun.

Çadırlar onların çadırları gibi durmaktadır lâkin kabilenin kadınları onların kadınları değildir.
Özgün metin (İngilizce)
Then know, may God have mercy upon you, that the masters of realization of this group have mostly passed away. There remains in our time of this group only their traces, as it was said: The tents remain as their tents, but I see the women of the tribe are not their women. Deficiency has occurred in this path, or rather, the path has truly vanished. The Shaykhs through whom there was guidance have passed, and the young who followed their path and their custom have dwindled. Scrupulousness has disappeared and its carpet has been folded up, while greed has intensified and its shackles have strengthened. The sanctity of the Sacred Law has departed from hearts, so they considered lack of concern for religion to be the most reliable means. Thus, I compiled this treatise for you, and I mentioned in it some of the ways of the Shaykhs of this path regarding their manners, morals, transactions, the beliefs of their hearts, and what they indicated of their spiritual findings, and the manner of their progression from their beginning to their end, so that it might be a strength for the disciples of this path and a testimony for whoever peruses it.

Bu metin neden önemli

Ebü'l-Kâsım el-Kuşeyrî (öl. 1072), Nişabur'da yaşamış, kelâm ile tasavvufu birleştiren büyük bir sûfî müellifidir. "er-Risâletü'l-Kuşeyriyye", çağdaşları arasında gördüğü manevi seviye düşüşüne bir cevap olarak, hakiki tasavvufun iç arınma ile Sünnete sıkı bağlılık arasındaki dengeye dayandığını göstermek üzere kaleme alınmıştır. Bu yönüyle eser, Kelâbâzî'nin et-Taarruf'u ile aynı doktrin ailesine mensuptur: her ikisi de sûfîlerin itikadını, hallerini ve makamlarını sistematik biçimde ortaya koyar ve yolu iddiacıların istismarından korumayı gaye edinir. Seçtiğimiz pasaj, risalenin girişinde yer alan ve müellifin yazma sebebini açıkladığı bölümdür. Burada dile getirilen kaygı, tasavvuf literatürünün ortak bir mazmunudur: altın çağın büyükleri göçmüş, geriye yalnızca onların adları ve suretleri kalmıştır. Bu sebeple metin, bir çürüme mersiyesi olduğu kadar, geleneği yazıyla muhafaza etme iradesinin de beyanıdır.

Bülten

Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol

Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.

Tam Çeviri

Yolun Bozuluşu ve Bir Risalenin Doğuşu: Sûfîlerin İtikadı Üzerine eserin tamamı, 27 bölüm halinde. 📖 Source Library

1 / 27
← bölümler arasında kaydırın →

Kısım 1 / 27

İbn Hacer’in Fetvalarındaki İfade

Uzun bir kelamdan sonra bir suale verilen cevapta ve el-Ubâb Şerhi’ndeki ifadede, kurban kesen kimsenin o kurbandan yemesinin caiz olduğu yer hususunda şöyle denmektedir:

"Eğer kendi adına kurban kesmişse durum böyledir. Şayet başkasının izniyle, mesela ölen birinin vasiyeti üzerine onun adına kurban kesmişse, ne kendisinin ne de zenginlerden bir başkasının ondan yemesi helal değildir. el-Kaffâl, ölü adına kesilen kurban hususunda bunu açıkça beyan etmiş ve gerekçe olarak da kurbanın o ölü adına vaki olduğunu, dolayısıyla kurbanı kesen kimsenin ondan yemesinin helal olmayacağını zikretmiştir. Zira bu kesim, ölünün izniyle olmuştur ve onun yemesi artık imkansız hale geldiğinden, kurbanın tamamının onun adına sadaka olarak dağıtılması vacip olur. İbnü’r-Rif’ah ve diğerleri de bu görüşü esas almışlardır. et-Taleb’deki ifade ise şöyledir: 'Kurbanın nafile bir ibadet olduğu göz önünde bulundurularak, yeme ve hediye etme cevazı hususunda ölünün varisi onun yerine geçer mi? Yoksa ölümden sonra kesilmekle kurbanın vacip hale geldiğini mi söyleriz? Bu husus, adanan kurban hakkındaki iki görüşe göre şekillenir. Yahut bu kurbanın üçte birden onlara tahsis edilmiş olması sebebiyle tamamının fakirlere sarf edilmesi mi gerekir? Bu husus nazar mahallidir, lakin en yakın olanı son görüştür.' Şerh burada nihayete erdi. Bunda, el-İzâh Haşiyesi’nde zikrettiğim mühim bir tafsilat vardır. Bahsi geçen Şerh’in ifadesi burada son bulmaktadır. Bu ifadeden, kurban kestikten sonra ölen kimse ile adına kurban kesilen ölü arasındaki açık fark anlaşılmaktadır. Zira birinci durumda, ölen kimsenin hayattayken kurbanı dağıtma, ondan yeme ve hediye etme yetkisi vardı; dolayısıyla tüm bu yetkiler varisine de sabit olur. İkinci durumda ise ölünün kendisi için böyle bir şey söz konusu olmadığından, varisi için de zikredilen bu şeylerden hiçbirisi sabit olmaz. İbnü’r-Rif’ah’ın, bunun vasiyet edilmesi halinde tamamının fakirlere ait olacağı, yani tamamının onlar üzerinde hak teşkil edeceği yönündeki zikrettikleri görüşe gelince; vasiyeti yerine getiren vasinin varislerinin, vasiyet edilen bu üçte birlik miktardan bir şey almaları caiz değildir. Aynı şekilde vasinin kendisinin alması da caiz değildir ki alan ile veren aynı şahısta birleşmesin. Zenginlere gelince, vasiyetler galiben ancak fakirlere sarf edileceğinden, onlardan hiçbir şeye zenginlerin el uzatması da caiz olmaz. 'Şayet varisleri yahut onlardan bazıları küçük çocuklar ise...' şeklindeki söze gelince; yazar bununla adına kurban kesilen ölünün varislerini kastetmiştir ki bu doğru değildir. Zira yukarıda bildiğiniz üzere, İbn Hacer’in zikredilen ifadesinden ve bu mananın dışındaki hususlara müteallik ifadesinin sonuna kadar anlaşıldığı üzere, tamamının fakirlere sarf edilmesinin vacip olması sebebiyle, ölünün varisinin ondan yemesi caiz değildir."

1 / 27

Bu eser Mistik Teoloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →

Künye
Kaynak eser
Al-Risala al-Qushayriyya'nın Arapça baskısından özgün içindekiler (fihrist) sayfası.
Neşir
Source Library dijital nüshası; Arapça asıl metnin İngilizce çevirisi (translation alanı), sayfa 8. Yayın kaydı: 1287 (nüsha).
Konum
Kitap kimliği 69b63e7f2a1dde00d5a9e314, sayfa 8 (content=translation); Sûfîlerin itikadına dair fasıldan hemen önceki giriş.
Çeviren
Şira Nur Uysal
Dijital nüsha
Source Library
Bu Türkçe çeviri © Şira Nur Uysal, CC BY-SA 4.0 ile paylaşılmıştır (serbestçe kullanın, kaynak gösterin, değiştirirseniz aynı lisansla paylaşın). Kullanım & lisans →
Bu Çeviriye AtıfUysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Yolun Bozuluşu ve Bir Risalenin Doğuşu: Sûfîlerin İtikadı Üzerine. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/qushayri-risala-sufi-doctrine-decay-of-the-path
← Kütüphaneye dön