Dokuzuncu yüzyılın önde gelen astrologlarından Sahl ibn Bişr, yıldızların yargısına dair incelemesine göğün en temel taşıyla başlar: on iki burç. Aşağıdaki pasaj, eserin açılış sözleridir. Kitabın kime ve hangi buyrukla çevrildiğini bildiren kısa bir ithafın ardından usta, öğrencisini adım adım göğün düzenine sokar. Önce burçları eril ve dişil, gündüz ve gece olarak ikiye ayırır; ardından ufuktan dik ya da eğik yükselişlerine göre sınıflandırır. Bu sade ama titiz giriş, kadim yıldız biliminin bir soyluluk ve ölçü sanatı olduğunu daha ilk satırdan sezdirir.
Burada Sahl'in astroloji yargılarına dair kaleme aldığı kitap başlar; Fransa Kralı'nın büyük oğlu Charles'ın buyruğuyla Latinceden Fransızcaya çevrilmiştir. Efendimiz, Normandiya Dükü ve Veliaht olan, merhamet ve şefkatle dolu zatın adına. İsrail kavminden bir kişi olan Sahl ibn Bişr şöyle der: Bilesiniz ki göklerde on iki burç bulunur. Bunların altısı eril, altısı dişildir. Koç eril bir burçtur ve gündüz burçları arasında yer alır; Boğa ise dişildir ve gece burçları arasındadır. Aynı düzen içinde on iki burç, biri eril, ardından geleni dişil olmak üzere birbirini izler ve bu sıra on iki burcun sonuna dek sürer.
Bu on iki burcun altısı ufkun üzerinde dosdoğru yükselir; yani yükselişleri ya da doğuşları büsbütün diktir. Kalan altısı ise eğik yükselir; yani çıkışları yatık ve çarpıktır. Dosdoğru yükselenler, Yengeç adı verilen burcun başından Yay adı verilen burcun sonuna kadar uzanan burçlardır.
Bilesiniz ki göklerde on iki burç bulunur. Bunların altısı eril, altısı dişildir.
Özgün metin (İngilizce)
Bu metin neden önemli
Sahl ibn Bişr (Latince Zahel), dokuzuncu yüzyılda yaşamış, İsrail kavminden bir astrolog ve matematikçidir. Arap astroloji geleneğinin Batı'ya aktarılmasında köprü rolü oynayan eserleri, Ortaçağ boyunca önce Latinceye, sonra bu elyazmasında görüldüğü gibi Fransız Kralı'nın büyük oğlu Charles'ın buyruğuyla Fransızcaya çevrilmiştir. Bu giriş metni, hükmî astrolojinin temel dilbilgisini kurar: burçların cinsiyeti, gündüz ve gece bölünmesi, dik ve eğik yükselişleri. Yıldız biliminin bir usta çırak geleneği içinde nasıl aktarıldığını gösteren değerli bir tanıklıktır.
Yeni metinlerden ilk sen haberdar ol
Tam çeviriler, PDF'ler ve yeni eklenen kaynaklar hazırlandıkça e-postana düşsün.
Tam Çeviri
Astrolojiye Giriş: On İki Burcun Doğası eserin tamamı, 11 bölüm halinde. 📖 Source Library
Kısım 1 / 11
Arap müneccim Maşallah’ın kaleme aldığı bu fevkalade nadide eser, Fransa Kralı Jean ile birlikte veliaht prens iken Kara Prens Edward tarafından esir edilerek İngiltere’ye getirilen veliaht için tercüme edilmiştir. Karşı sayfadaki kırmızı mürekkeple yazılmış ibarelerden de anlaşılacağı üzere, tercümenin veliaht için yapıldığı muhakkaktır ve veliaht muhtemelen bu eseri beraberinde getirmiştir. Mütercimin ismi son yaprakta zikredilmektedir. İkinci kitabın başlığında yer alan tarihe göre yazma eser 1349 yılına aittir.
Bu yazma eserin ihtiva ettiği pek çok şayanıhayret husus arasında, yerkürenin kutuplardan basık olduğuna dair iddia da yer almaktadır ki bu hakikat daha sonra Sir Isaac Newton tarafından ispat edilmiştir. Her müneccimin kutupların uzamış olduğunu iddia ettiği bir devirde böyle bir tespitte bulunulmuş olması son derece dikkat çekicidir.
Karşı sayfada yer alan arma, yazma eserin sahibi olan ve daha sonra Fransa tahtına cülus eden veliahda aittir.
Mevsimlerin başlangıcında hava durumu nasıl ise, o mevsim boyunca o hal üzere sabit kalır. Şöyle ki, eğer başlangıçta soğuk ise soğuk devam eder; ilkbahar ise ilkbahar, sonbahar ise sonbahar hususiyetlerini muhafaza eder.
Bu burçlardan dördü müşterek burçlardır ki bunlara Arapçada "iki bedenli" manasına gelen "icadeyn" denir. Bunlar İkizler, Başak, Yay ve Balık burçlarıdır. Bunlara müşterek denmesinin sebebi, Güneş bu burçların ortasına geldiğinde havanın karışmasıdır; zira ilk yarıları sıcak iken ikinci yarıları soğuk, yahut ilk yarıları soğuk iken ikinci yarıları sıcak olur. Bu burçların bazıları, meselâ Koç, Boğa, Aslan, Oğlak ve Yay burcunun son kısmı, yeryüzüyle alakalıdır. Bazıları ise ateş tabiatlıdır ki bunlar Koç, Aslan ve Yay burçlarıdır; bu grup birinci üçlüğü teşkil eder. İkinci üçlük toprak tabiatlıdır; bunlar Boğa, Başak ve Oğlak burçlarıdır. Üçüncü üçlük hava tabiatlıdır; insanları, rüzgarları ve berrak olan her şeyi temsil eder ki bunlar İkizler, Terazi ve Kova burçlarıdır. Dördüncü üçlük ise su tabiatlıdır; suyu ve suda yaşayan her şeyi temsil eder ki bunlar Yengeç, Akrep ve Balık burçlarıdır.
Bu burçların bazıları karanlık ve zulmet dolu olarak kabul edilir ki bunlar Terazi ve Oğlak burçlarıdır. Ayrıca Terazi’nin sonu ile Akrep’in başlangıcında "yanık yol" adı verilen asil bir mahal mevcuttur. Bu burçların bazıları yarım sese maliktir; bunlar Başak, Oğlak, Kova, Akrep ve Balık burçlarıdır. Bazıları ise tam sese maliktir; bunlar Boğa, Koç, İkizler, Aslan, Terazi ve Yay burçlarıdır. Bunların arasında Yengeç, Akrep ve Balık gibi dilsiz, yani sessiz olanlar da vardır. Bu burçların bazıları yarım yahut müşterek çocuk verimliliğine işaret eder; yani ne tamamen velut ne de tamamen kısırdırlar ki bunlar Boğa, İkizler ve Kova burçlarıdır. Bazıları ise çok çocuklu olmaya işaret eder ki bunlar Yengeç, Akrep ve Balık burçlarıdır. Bazıları ise tamamen kısırdır; bunlar Koç, Aslan, Başak, Terazi, Yay ve Oğlak burçlarıdır. Bazı burçlar ise dağları, yüksek yerleri ve sualleri temsil eder.
Kısım 2 / 11
Sual olunan şeyin delaleti, hayır yahut şer olsun, bilgelerin suallerin delaletleri hususunda açıkladıkları usuller dairesinde o sualde ne şekilde yer almışsa ona göre tayin edilir. Bu hususlar, beş hattın cevherleri, on gezegenin tabiatları ve meselelerin ele alındığı haneler vasıtasıyla anlaşılır. Gezegenlerin kendi tabiatları ve delaletleri mevcuttur; bunları Allah’ın izniyle sırasıyla beyan edeceğiz.
Birinci hane, sualin sorulduğu, doğumun vuku bulduğu yahut bir işe başlandığı andaki yükselen burcun başlangıç mahallidir. Bu hane hayatı ve ölümü temsil eder, zira hayatın yükselenidir. Çocuk ana rahminden dünyaya adım attığında hayattan önce gelir. Bu hat, yeryüzünün en alçak noktasından gökyüzünün en yüksek noktasına, karanlıktan aydınlığa yükselir. Tıpkı ana rahminin karanlığından bu dünyanın aydınlığına, rahmin darlığından havanın genişliğine çıkış gibidir. Sual eden kimse, kalbinin sırrındaki sualini aydınlığa çıkarır ve daha evvel gizli olan husus aşikar olur. Binaenaleyh bu hane bedeni, hayatı, her türlü başlangıcı, bedeni hareketleri, yükselen burçtan neşet eden her şeyi, her işin başlangıcını yahut neticesini, hareket eden veya akıl sahibi olan her şeyi ve bütün işlerin mukaddimesini temsil eder.
İkinci hane, yükselen burçtan sonra gelir fakat yükselen hat ile doğrudan açı yapmaz. Bu hane malların bir araya getirilmesini, hayatın idamesini, varlığın korunmasını, şahısların kabulünü, yakınlıkları ve dostlukları temsil eder.
Üçüncü hane, yükselen burçtan tamamen uzaklaşmış değildir. Kardeşleri, akrabaları, amcaoğullarını ve hısımları temsil eder. Ayrıca inancı, mezheplerdeki dini ihtilafları, mektupları, elçileri, seyahatleri, rüyaları, dini mekanları, felsefeyi, her türlü ilmi, yıldızların hikmetini, hazır bulunan şeyleri, kehanetleri, şayiaları, rüyaları, inancı, hikmeti, gelecek dünyaya dair hususları, gelecekte vuku bulacak şeylerin mevcudiyetini, mukaddesatı, dini ve geçmiş ile geçmekte olan her şeyi temsil eder. Bu hane adeta şerefin ve amelin misafirhanesi gibidir.
Onuncu hane gökyüzünün köşesi olarak adlandırılır; kralı, kralların ve imparatorların yükselişini, şanı, şerefi, hatırayı, övgü seslerini, ahlakı, çalınan yahut elden çıkan serveti, hakimleri, prensleri, mahkemeleri ve üstatların ahvalini temsil eder.
On birinci hane, gökyüzünün köşesinden sonra gelir; dostları, güveni, talihi, kralların hazinelerini, gelirlerini yahut vergilerini, süvarilerini ve piyadelerini, kraldan yahut prensten sonra gelen halefi temsil eder; ayrıca övgüye ve evlatlara delalet eder.
On ikinci hane, yükselenden uzaklaşır ve onunla hiçbir şekilde açı yapmaz; düşmanları, hırsızları, feryatları, kederleri, hileleri, acıları, hasetleri, meşakkatleri, kötü niyetleri, seyahatleri, hırsızları, şerri, zindanları ve hayvanları temsil eder.
Bu hanelerin en muteber, en övgüye layık ve en kuvvetli olanları ile bunları takip edenler şu şekilde tefrik edilir:
Kısım 3 / 11
Daire on iki burca bölünmüştür ki bunlardan dördüne köşe burçları denir. Bunlar yükselen burç, dördüncü, yedinci ve onuncu burçlardır. Bu burçlar gökyüzünün köşeleri gibidir; mevcut olan her şeyi, geçmişte ne olduğunu ve neyin var olduğunu, yani şeylerin mevcudiyetini ve her şeydeki kuvveti temsil ederler. Bu dördünden sonra gelen ve köşeleri takip eden diğer dördüne ise ardıl burçlar denir ki bunlar ikinci, beşinci, sekizinci ve on birinci burçlardır. Bunlar gelecekte vuku bulacak her şeyi temsil eder ve diğerlerine hizmet ederler. Kalan diğer dört burç ise köşelerden uzaklaşan, yani düşen burçlar olarak adlandırılır ki bunlar üçüncü, altıncı, dokuzuncu ve on ikinci burçlardır. Bunlar geçmişte kalmış ve iradeyle aşikar olmuş her şeyi temsil ederler.
Karşıt bakış açısı, karşıt burçtan gelir. Bu bakış açılarının en kuvvetlisi kavuşum ve karşıt açılardır; bunlar en tesirli amellere ve en büyük hizmetlere delalet eder, açıkça zarar veren düşmanları, engelleri ve mahrumiyetleri temsil ederler. Dördüncü bakış açısı ise orta derecededir, yani hizmetleri tamamen yok etmez; keza altıncı bakış açısı da böyledir. Birinci burçtan gelen bakış açısı, üçüncü burçtan gelen ikinci bakış açısından daha kuvvetlidir. On dördüncü burçtan yapılan birinci dördüncü bakış açısı, ikinci dördüncü bakış açısından daha kuvvetlidir. Üçüncü bakış açılarından ikincisi birincisinden daha kuvvetlidir ve bu bakış açısına en yüksek nokta manasına gelen "yükselim" denir. Birbiriyle açı yapmayan burçlar ise ikinci, altıncı, dokuzuncu ve beşinci burçlardır; diğerleri ise birbiriyle açı yaparlar.
Biliniz ki yıldızların delalet ettiği her iş on dört şekilde vuku bulur. Bunlar Arapça isimleriyle şöyledir: Fransızca karşılığı fayda olan "Alishel", tesir etme manasına gelen "Alidb", kavuşum manasına gelen "Alitasal", gezegenlerin kavuşumdan ayrılması veya uzaklaşması manasına gelen "Alicheraf", yönelme manasına gelen "Alimaal", bir araya getirme veya toplama manasına gelen "Algemee", men etme veya engelleme manasına gelen "Almane", kabul etme manasına gelen "Aldeirel", kabul etmeme manasına gelen "Gairalcholol", boşlukta kalma manasına gelen "Galbacen", geri dönme manasına gelen "Anad", kuvvetin aktarılması ve iletilmesi manasına gelen "Dalpha alchoa", tabiatın ve durumun aktarılması manasına gelen "Dalpha azedhir", kudret ve kuvvet manasına gelen "Aldeietah", zayıflık manasına gelen "Aldeof" ve Ay’ın durumunu ifade eden "Wahunel Alchamar"dır.
"Alishel", gezegenin köşe hanede yahut köşeyi takip eden hanede bulunmasıdır.
"Alidb", yani tesir etme, gezegenin köşelerden uzaklaşan, yani düşen hanelerde bulunması halidir.
Gezegenin diğerine henüz tam kavuşmamış olması, fakat kavuşmaya doğru ilerlemesi ve bu birleşmenin başlaması halidir. Eğer gezegen bir burcun sonuna gelmiş ve henüz birleşmemişse, diğer burca ışık gönderir; bu ışığa en layık olan gezegen hangisi ise, ilk hatta bulunup onu görmese dahi onunla birleşir.
Kısım 4 / 11
Gezegenlerin ayrılması veya uzaklaşması, daha hızlı hareket eden hafif gezegenin, daha yavaş hareket eden ağır gezegeni geçmesi ve hem açı hem de kavuşum bakımından derecesini artırmasıdır; zira açı burçtan burca, kavuşum ise dereceden dereceye vuku bulur. Bu hüküm, Allah’ın iradesinin her şeye hakim olduğunu beyan eden Maşallah’ın hükmüdür.
Işığın bir gezegenden diğerine aktarılması, daha hafif olan gezegenin daha ağır olan diğer gezegenden ayrılıp bir başkasıyla birleşmesidir. Böylece o iki gezegeni birleştirmiş gibi olur ve birincinin tabiatını birleştiği diğer gezegene taşır. Buna dair misal şöyledir: Başak burcu yükselen olsun ve evlilik hususunda bir sual sorulmuş bulunsun. Ay, İkizler burcunun 10. derecesinde, Mars, Aslan burcunun 9. derecesinde ve Jüpiter, Balık burcunun 12. derecesinde yer alsın. Bu durumda yükselenin yöneticisi ve sualin göstergesi olan Mars, evlilik hanesinin yöneticisi olan Jüpiter ile açı yapmamaktadır, zira ondan dokuz burç uzaktadır. Bu vaziyette Ay’a bakılır; Ay’ın İkizler burcunun 10. derecesinde olduğu, Mars’tan ayrılıp Jüpiter ile birleştiği görülür. Böylece Ay, bu iki gezegen arasında ışığı taşımış olur ve bu durum, araya giren elçiler vasıtasıyla evliliğin gerçekleşeceğine ve kadının nikahlanacağına delalet eder.
Işığın toplanması, yükselenin yöneticisi ile sual olunan şeyin yöneticisinin, daha ağır bir gezegenle birleşmesidir; bu ağır gezegen onların kuvvetlerini ve ışıklarını kendisinde toplar.
Aynı burçta bulunması ve daha ağır olanın kavuşumunu talep etmesi, böylece birincinin kavuşumunu engellemesidir. Buna dair misal şöyledir: Yükselen Yengeç olsun ve evlilik hususunda bir sual sorulsun. Ay, İkizler burcunun 9. derecesinde, Mars aynı burcun 10. derecesinde ve Satürn de Mars’ın önünde 11. derecede bulunsun. Bu durumda Mars, Ay ile Satürn’ün arasını açar, onların kavuşumunu engeller ve işi yahut sebebi akamete uğratır. Üçüncü hal ise şöyledir: Daha hafif olan gezegen, aynı burçta daha ağır olan gezegenle birleşmiş olsun; bir diğer gezegen ise açı vasıtasıyla o ağır gezegene yönelmiş bulunsun ve derece bakımından o hafif gezegenden daha geride olsun. Bu durumda, ağır gezegenle aynı burçta bulunan hafif gezegen, açı yapan diğer gezegenin kavuşumuna mani olur; ancak o kavuşum derecesini geçtikten sonra yol açılır. Bu durum da benzer şekilde işleri veya seçimleri engeller ve diğerleri gibi akamete uğratır. Buna dair misal şöyledir: Yengeç yükselen olsun ve evlilik sual edilsin. Yükselenin yöneticisi ve sual edenin göstergesi olan Ay, Akrep burcunun 3. derecesinde, Mars, Boğa burcunun 10. derecesinde ve Satürn de aynı burcun 10. derecesinde bulunsun. Mars, derece bakımından Ay’dan daha geride yer alsın. Bu durumda Mars, Ay ile Satürn arasındaki açıyı keser ve onların kavuşumuna mani olur; zira Mars, Satürn ile aynı burçta birleşmiştir. Bu kavuşum, açı vasıtasıyla yapılan kavuşumdan daha kuvvetlidir; zira açı kavuşumu yok edemez fakat kavuşum açıyı yok eder. Açı açıyı ortadan kaldırmaz ancak işe mani olur; kavuşum ise açıyı tamamen ortadan kaldırır. Bazen de bir gezegen diğerine yönelir fakat ona ulaşmadan evvel bir başkasıyla birleşir; bu yeni birleşme vuku bulduğunda ilk kavuşum hükümsüz kalır. Benzer şekilde, eğer gezegen bir burçta ise ve birleşmişse...
Kısım 5 / 11
Ay’ın Başak burcunda, Venüs’ün sınırında bulunması ve Venüs ile birleşmesi halidir; bu esnada Venüs, Ay’ın bulunduğu üçlüğün ve sınırın yöneticisi olmalıdır. Yahut Ay’ın İkizler burcunda, Satürn’ün sınırında bulunması, Satürn ile birleşmesi ve Satürn’ün onu kabul etmesi halidir; zira Satürn o üçlüğün ve sınırın yöneticisidir. Ay yahut herhangi bir gezegen bu minval üzere kabul edildiğinde, bu durum Maşallah’ın üçlük ve sınır kabulü hakkındaki hükmüne muvafık olur. Eğer Ay bu minval üzere bir gezegenle birleşirse ve o gezegen de Ay’ın bulunduğu burcun yöneticisiyle yahut onun yücelim yöneticisiyle birleşirse, Ay kabul görmüş olur. Eğer Ay boşlukta ise, diğer burca geçtikten sonra ilk burcun yöneticisiyle yahut yücelim yöneticisiyle birleşirse yine kabul görür. Fakat eğer ilk burcun yöneticisi yahut yücelim yöneticisi olmayan bir gezegenle birleşirse, o gezegen ona mani olur. Ancak bu durumlar, kabulün ve kavuşumun vuku bulmadığı hallerdir; zira Ay yahut yükselenin yöneticisi, Ay’ın veya yükselen yöneticisinin bulunduğu mahalde hiçbir asalet payına, yani haysiyete sahip olmayan bir gezegenle birleştiğinde, o gezegen onu tanımaz ve kabul etmez. Benzer şekilde, eğer Ay yahut yükselenin yöneticisi, o mahalde asalet sahibi olmayan bir gezegenle birleşirse...
Düşmüş olduğu, yani alçaldığı yerde bulunursa, o gezegen, düşmanlarının evinden kendisine doğru gelen bir kimse gibi olur; o ev onu ne kabul eder ne de sever. Buna misal, Ay’ın Koç burcunda olup Satürn ile birleşmesi, yahut Başak burcunda olup Venüs ile birleşmesi, yahut Terazi burcunda olup Güneş ile birleşmesidir. Ve şayet bir gösterge alçaldığı yerde bulunur ve o göstergenin ne hanesinde ne de yüceliminde hiçbir payı olmayan bir gezegenle birleşirse, o gösterge, tıpkı yabancı bir elbisenin sevgisini arzulayan kimse gibi, tamamen saf dışı kalmayı diler. Ve şayet gezegen, yüceliminde olan bir diğer gezegenle birleşirse, misal Ay’ın Yengeç’te yahut Boğa’da olup Jüpiter ile yahut diğer gezegenlerden biriyle birleşmesi gibi, o vakit Ay kendi gücünü ona teslim eder, zira onu serbest bırakır; yani kendi evinin yahut yüceliminin yönetimini ona devreder. Diğer gezegenler de kendi evlerinin yahut yücelimlerinin yönetimini devrettiklerinde yahut yönetimi ve tabiatı serbest bıraktıklarında benzer şekilde davranırlar; bu durum, bir gezegenin diğer bir gezegenle birleşmesi ve kendi yönetimini yahut tabiatını ona devretmesiyle vuku bulur. Buna misal, Ay’ın yahut gezegenlerden birinin Koç’ta olup Mars ile birleşmesi, yahut İkizler’de olup Merkür ile birleşmesidir; Ay, Boğa’da yahut Yengeç’te olduğunda, hem Ay’ın hem de diğerinin gücünü ve yönetimini devreder; bu iki burçta olmadığında ise yalnızca yönetimi devreder.
Gezegenlerin gücünün açıklaması şudur ki, onlar bu gücü kabul edip elde ettiklerinde, davanın gerçekleşmesine mani olacak bir durum yahut engel ortaya çıkabilir. Bu durum beş şekilde vuku bulur; bunlardan birincisi, gezegenin yükselen konumunda, yani köşe evlerde yahut köşe evlere bakan, yani yükseleni gören yerlerde bulunmasıdır. İkinci yol, gezegenin bu paylardan yahut asaletlerden birinde, yani kendi evinde, yüceliminde, üçlüsünde, dekanında yahut sevincinde bulunmasıdır. Üçüncü yol, gezegenin düz harekette olmasıdır. Dördüncü yol, yanında kötücül bir gezegenin bulunmamasıdır; yani kötücül gezegenle aynı burçta birleşmemiş olması yahut onunla karşıt veya kare açı yapmıyor olmasıdır. Beşinci yol ise yükselenin parıldayan yıldızıyla yahut alçalan konumdaki gezegenle birleşmemiş olması, onunla aynı burçta bulunmaması, ondan beş derece uzakta yahut kare açıda, yani beş derecelik bir açıda bulunmamasıdır. Beşinci yol, gezegenin iki kötücül arasında hafiflemiş olmasıdır; yani bir kötücülden ayrılıp diğer kötücüle yönelmesidir. Altıncı yol, gezegenin alçaldığı yerde bulunması yahut orada bulunan gezegenle birleşmesidir. Yedinci yol, yükselenden düşen bir gezegenle birleşmesi yahut onu kabul eden gezegenden ayrılmış olmasıdır. Sekizinci yol, gezegenin şahidi olmayan bir evde bulunmasıdır; yani hiçbir asalete sahip olmaması, kendi evinde, yüceliminde yahut üçlüsünde ve diğerlerinde bulunmamasıdır; yabancı olması ve Güneş’in onu takip etmesi, yani Güneş’in önünde bulunmasıdır. Dokuzuncu yol, gezegenin, şayet enlemi yoksa, Kuzey veya Güney Ay Düğümü ile birlikte olmasıdır. Onuncu yol ise gezegenlerin kendi kendilerini engellemeleridir; bu durum, kendi evlerinin karşıtında bulunduklarında vuku bulur, zira bu onlar için bir engeldir. İşte bunlar, doğumlarda, sorularda ve diğer amellerde gezegenlerin engellenmesine yahut zarar görmesine sebep olan bablardır. Dolayısıyla, yönetimi kabul eden ve meseleyi vaat eden gezegen hakkında söylediğimiz bu yollara dikkat ediniz.
Kısım 6 / 11
Ay’ın kusurları ve kötü durumu, her türlü soruda ve her başlangıçta yıkıma, engele ve aksiliklere sebep olur; bu durum on şekilde vuku bulur. Birincisi, Ay’ın Güneş ışınları altında yanık olması ve henüz on iki dereceyi aşmamış olmasıdır; benzer şekilde Güneş’ten sonra da böyledir, fakat bu daha hafif bir durumdur. İkincisi, Ay’ın alçaldığı derecelerde bulunması yahut alçaldığı yerde bulunan bir gezegenle birleşmesidir. Üçüncü yol, Ay’ın Güneş ile on iki derece dahilinde karşıt konumda olması ve henüz karşıtlık derecesine ulaşmamış olmasıdır. Dördüncüsü, Satürn soğuk olduğunda onu engellemesidir. Biliniz ki Satürn, gündüz doğumlarında, gündüz sorulan sorularda, ayın başlangıcında ve eril burçlarda daha az engel teşkil eder; geceleyin, ayın sonunda ve dişil burçlarda ise daha çok engel teşkil eder. Mars ise geceleyin, ayın sonunda ve dişil burçlarda daha az engel teşkil eder; gündüzün, ayın başlangıcında ve eril burçlarda ise daha çok engel teşkil eder. Kötücül gezegenler onunla birlikte olmadıkça yahut ona dördüncü, yedinci veya onuncu burçtan bakmadıkça, ne gezegene, ne Ay’a, ne de burca engellenmiş denir; iyiciller o gezegenin köşe evlerinde yahut yükselenin köşe evlerinde bulunmadıkça, ne gezegene ne de yükselene kutlu denir.
Hafiflemiş gezegenin açıklaması şudur: Gezegen iki kötücül arasında kalır, bunlardan birinden ayrılır ve aralarına başka hiçbir gezegenin ışını girmeksizin diğeriyle birleşir; yani aralarında on beş derecelik veya daha az bir ayrılma yahut kavuşum olduğunda, başka hiçbir gezegen ışınlarını onların arasına göndermez. Buna misal, Mars’ın Yengeç’in onuncu derecesinde, Satürn’ün Koç’un on beşinci derecesinde ve Ay’ın Terazi’nin on ikinci derecesinde bulunmasıdır; Ay, Mars’ın ışığından kare açıyla ayrılıp Satürn’ün karşıt ışığıyla birleştiğinde, Mars’ın ışığından ayrılıp Satürn’ün ışığıyla birleştiği için hafiflemiş olur.
Gezegenin kendi ışığında olduğu söylenir; tıpkı Mars’ın geceleyin gececil olduğunda, Satürn’ün ise gündüzün gündüzcül olduğunda kendi ışığında olduğunun söylenmesi gibi.
Gezegenlerin şahitleri, payları yahut asaletleri olmadığının söylenmesinin açıklaması şudur: Şayet gezegen kendi evinde, üçlüsünde yahut yüceliminde ise, onun sıhhati her şeyin sıhhatidir; onun yıkımı ve eksilmesi ise her şeyin eksilmesidir. Gezegen devrettiğinde, bu onun yönetimini kendisine en yakın olan, birleştiği ve ışınlarını gönderdiği gezegenle varlığını birleştirdiği kimseye devretmesi demektir; birleştiği gezegenlerden hangisiyle varlığını birleştirirse, o gezegen yönetimi kabul eden olarak adlandırılır, zira kendisine bırakılanı kabul etmiştir. O vakit Ay, bu gezegenlerin taşıyıcısı olur, onları birleştirir ve bazılarının ışığını diğerlerine taşır.
Kötücül gezegenler, kendi arazları ve tabiatları sebebiyle yıkım ve şer ifade ederler; bu durum, kendilerine zarar veren ve engelleyen soğukluk yahut sıcaklık güçlerinin aşırılığından ileri gelir. Fakat şayet gezegen bir kötücülün evinde bulunur yahut onu kendi yüceliminde kabul ederse, onun kötülüğünü dizginler; yahut kötücüllerin bakışı üçte bir veya altıda bir oranında bir bakış ise, bu bakış herhangi bir uğursuzluk olmaksızın kötülüğü engeller. İyiciller ise mutedil tabiatta ve dengeli mizaçta olduklarından, yani sıcaklık ve soğuklukta mutedil olduklarından, kabul görsünler yahut görmesinler, her daim işleri tamamlarlar; lakin onlarda kabul görmek daha faydalı ve daha hayırlıdır.
Kısım 7 / 11
Yıldızlar iki türlüdür: İyi ve kötü. Dolayısıyla, kötücül gezegenleri nerede görürseniz orada şer olduğunu söyleyin; iyicil gezegenleri nerede görürseniz orada hayır olduğunu söyleyin.
Kötücül gezegen, kendi dairesinin genişliği ölçüsünde ışığını gönderene kadar, o gezegene engellenmiş denmez. Kötücüllerin sınırını aştığında ise, kötü bakışlı olarak adlandırılır fakat artık engel olamaz. Kötücül gezegen düz hareket ettiğinde, bu durum boyun eğmeyi, çözülmeyi, karmaşayı, geri çekilmeyi, geri dönmeyi, çelişkiyi, isyanı, karşı çıkmayı ve ikiliği yahut nifakı ifade eder. Gezegen kendi durağında yahut istasyonunda olduğunda, mevcut meselenin sebatını, sükunetini ve o meselenin karara bağlandığını ifade eder. Kötücül burçlar zorluğu, felci ve işte aceleciliği ifade eder.
Gezegen yavaş hareket ettiğinde kendi derecesinin gerisinde kalır; yani hem hayırda hem de şerde gecikmeye sebep olur; benzer şekilde Satürn’ün yahut Jüpiter’in evlerinde olduğunda da böyle yapar, hafif gezegenlerin evlerinde ise hızlanır.
Ay bir gezegenle birleştiğinde, birleşmesini tamamlamak için acele eder; bu durum, onunla aynı dakikada olduğunda vuku bulur. Ay’ın bundan sonra birleşeceği gezegenin vaat ettiği geleceğe bakınız.
Gezegen burcun sınırından uzaklaştığında, onun gücü artık o burçtan gitmiştir ve gücü diğer burçta olacaktır; bu durum, ayağını kapının eşiğine koymuş ve dışarı çıkmak üzere olan bir adama benzer; şayet ev çökerse bu ona engel olur. Şayet gezegen yirmi dördüncü derecede ise, o gezegenin gücü yine o burçta olacaktır, zira her gezegenin gücünün yayıldığı üç derece vardır: Bulunduğu derece, ondan sonraki derece ve ondan önceki derece.
Gezegen bazen birleşme talep eder, fakat kendi burcunda buna muvaffak olamaz; şayet aceleyle diğer burca gönderilmemişse ve diğer burçta başka bir gezegenle birleşmemişse, mesele tamamlanır. Şayet başka bir gezegenle birleşir, ona eşlik eder ve ardından onunla birleşirse, mesele tamamlanmaz; zira o vakit diğer gezegenin ışığına karışmıştır.
Kendi burcunda bir diğer gezegenle birleşmek isteyen, fakat o burçta ona yetişemeyen ve diğer burçta birleşen gezegenin meselesi tamamlanmıştır.
İyiciller yükselenden düştüklerinde yahut geri harekette olduklarında engellenirler ve kötücüllere benzerler. Gezegenler kabul gördüklerinde ve iyicil olduklarında güçleri daha fazla olur; kötücül olduklarında ise engellemeleri daha şiddetli olur.
Gezegenler yabancı bir burçta olduklarında, yani kendi evlerinde, yücelimlerinde yahut üçlülerinde olmadıklarında şerri artırırlar ve engellemeleri çoğalır. Şahitleri olan burçlarda olduklarında ise kötülükten alıkonurlar, fakat tamamen engelsiz de kalmazlar.
Kötücüller kendi evlerinde, yücelimlerinde, üçlülerinde, sınırlarında, köşe evlerinde yahut köşe evlerin ardındaki evlerde meselelerin yöneticisi olduklarında, güçleri tıpkı iyicillerin gücü gibi olur ve zikrettiğim gibi tezahür eder.
Kısım 8 / 11
İyiciller şahitleri olmayan bir burçta olduklarında, kutlulukları ve hayırları azalır; şahitleri olan bir burçta, yani kendi evlerinde, yücelimlerinde, üçlülerinde yahut sınırlarında olduklarında ise kutlulukları artar ve hayırlı mesele tamamlanır.
İyiciller ve kötücüller kötü bir yerde olduklarında, yani zikrettiğim evlerden birinde bulunduklarında yahut ışınlar altında yanık olduklarında, ehemmiyetsiz ve değersiz şeyleri ifade ederler; içlerindeki zayıflık sebebiyle hayır yahut şer ifade edemezler. Zira gezegen ışınlar altında yanık olduğunda yahut Güneş’in karşıtında bulunduğunda zayıf olur; bu konumda hiçbir fayda yoktur, iyicil gezegenlerde hayır, kötücül gezegenlerde ise şer bulunmaz. Zira iyiciller ışınlar altında olduklarında az bir hayır ifade ederler; benzer şekilde kötücüller ışınlar altında olduklarında engellemeleri daha az olur.
Her iyicil ve kötücül gezegen hayra yöneldiğinde hayır getirir. Şayet iyicil bir kötücülle birleşirse, hayırdan sonra şer gelir; meseleler bu şekilde birbirine karışır.
Yükselenin yöneticisi olan Ay, kötücüllerin birleşmesi, kare açısı yahut karşıtlığı ile engellendiğinde, şayet iyiciller onlarla kare açıyla birleşirse, yıkım sebebiyle olan her şey iyicillerin müdahalesiyle ortadan kalkar ve onlardan kurtulur; benzer şekilde şayet kötücüllerle kare açıyla birleşirlerse ve iyiciller üçgen açıyla bakarlarsa, insan kendisine isabet eden o yıkımdan kurtulur ve bir diğerine yönelir.
Gezegen kendi evinde, yüceliminde, üçlüsünde, sınırında yahut sevincinde olmadığında ve köşe evlerden düştüğünde, o burç kötü olur, hiçbir hakikat barındırmaz ve içinde hiçbir hayır bulunmaz.
Gezegen batıda Güneş ışınları altında olduğunda ve akşamleyin yükseldiğinde gücü zayıf olur; ne gücü ne de ışığı kalır, kötücül ise engellemesi daha az olur; geri harekette ise her şeyde gecikmeye sebep olur.
Gezegenler ışınlar altında olduklarında her şeyde zayıf olurlar; yani Güneş ile aralarında on iki dereceden az mesafe olduğunda, şayet gezegen Güneş ile aynı derecede değilse zayıftırlar.
Gezegen sabahleyin doğuda Güneş’ten on beş derece uzaklaştığında, her başlangıçta ve her amelde güçlü olur; ondan on dört derece uzaklaştığında ise olması gerekenden daha büyük bir güce sahip olur. Şayet gezegen batı tarafında Güneş’in önünde ise, yani akşamleyin batıda yükseliyorsa ve Güneş ile arasında on dört dereceden dört dereceye kadar mesafe varsa, o vakit zayıflamaya başlar; dört dereceden Güneş ile birleşene kadar ise gezegen olabileceği en zayıf hale gelir. Bu durum, sorulan meselelerin sağlamlığını, sabitliğini ve istikrarını tayin eder. Ortak burçlarda olduklarında ise durum böyledir.
Bu durum, bir şeyin elden çıkması ve tekrarlanması anlamına gelir; ayrıca o şeyin kendisine veya bir başkasına tatbik edilmesi demektir. Eğer bunlar değişken burçlarda bulunurlarsa, sürate, çabukluğa ve işlerin iyiye yahut kötüye doğru değişimine işaret eder.
Kısım 9 / 11
Sabit burç, sorulan soruların ve meselelerin sabitliğine, sağlamlığına delalet eder; sabit, sağlam ve kararlı olan her şey, sorular için iyi bir yardımcıdır. Ortak burçlar ise o şeyin tek bir hal üzere olmadığını gösterir. Gerçekleşmesi mümkün olmayan işler ile tekrarlanan tüm hususlar bu burçlardadır; değişken burç ise sürate ve bir şeyin başka bir şeye dönüşmesine işaret eder.
Gezegen gerileme halinde kaldığında, yani birinci istasyonda bulunduğunda, bu durum davanın çözülmesine ve itaatsizliğe delalet eder. İleri harekete geçmek üzere durduğunda, yani ikinci istasyonda olduğunda ise bu durum, bir işin gecikmesinden veya zorluğundan sonra yoluna girmesini ifade eder. Gösterge olan ve ileri gitmek isteyen her gezegen, ikinci istasyonda bulunduğunda, işlerin yenilenmesine, kavranmasına, güce ve doğruluğa işaret eder. Şayet birinci istasyonda bulunup gerilemek isterse, bu durum işlerin bozulmasına ve gecikmeye delalet eder.
Biliniz ki, Ay'ın kuru yanış safhasında olduğu gün, o gün sorulan her ne varsa engellenecektir; meğerki engeli yaratan kötücül gezegen yükselenden düşmüş ve zayıf düşmüş olsun ve Ay da o sırada yükselende pay sahibi olmasın. Zira kötücül gezegen Ay'ı engellediğinde ve yükselenden düştüğünde, insanların niyetlerini ulaştıramaz. Çünkü mütalaa ve onlara yönelik değerlendirme, soruyu soranın inceliğine ve niyetine göre yapılır. Soru soran kimsenin niyeti, tüm zamanı boyunca bu soruda kalacaktır.
Gezegenlerin konumları, sorunun sorulduğu saatte, o işin tüm zamanı boyunca alacağı hali gösterir. Benzer şekilde, eğer kişinin niyeti yılından, bir ayından, bir gününden yahut buna benzer bir süreden sual etmek ise bu durum da aynı şekilde anlaşılacaktır. Onların niyeti ve mütalaası her zaman böyledir. Zira her soru soran, feleğin tabiatı gereği kendisinde parıldayan şeyden, sual ettiği şeyin durumuyla birlikte ve feleğin mizacıyla, yani onun bir iyilik veya kötülükle olan durumuyla birlikte sual eder; bunun kolları ve kısımları vardır. Yükselenin veya yöneticisinin ve Ay'ın iyicil durumu kime yönelirse, o kimse iyi talihe kavuşur; engellenmeleri kime yönelirse, o kimse engellenir. Zira kişi, sorunun sorulduğu saatte yahut doğum anında, gösterge olan Ay'ın ve yükselen yöneticisinin engellenmişlik hali içinde sual etmez; ancak engellenmiş, kötü ve huzursuz olan yahut kendisine kötülük gelecek olan her insan böyle sual eder. Benzer şekilde, iyi talih hakkında da ancak iyi talihe sahip olan ve talihi açık olacak kimse sual eder.
Aynı yükselen altında farklı şeyler hakkında sual etmekten hicap duymayınız; zira işler çeşit çeşit yaratılmıştır. Çünkü bunlardan birçoğu tek bir durumda, yani iyilikte veya kötülükte, iyi talihte veya kötü talihte başlasa bile, başlarına gelecek olan budur; nitekim kimilerinin talihli, kimilerinin ise talihsiz olduğunu görmekteyiz. Eğer fayda verecek, düzelecek ve sabit kalacak bir şey hakkında sual ederseniz, yükselen yöneticisinin o şeyin yöneticisiyle olan kavuşumuna, kabulüne ve o durumu kabul eden gezegenin, yani yönetimi kabul eden daha ağır gezegenin faydasına bakınız; bu gezegen ister o şeyin ister yükselenin yöneticisi olsun, yani hangisi daha ağır ise ona bakınız ve yukarıda zikrettiğim engellerden azade olup olmadıklarına dikkat ediniz. Işığı birinden diğerine taşıyan gezegene bakınız; öyleyse ışığa kuvvetle dikkat ediniz. Eğer o şeyin yöneticisini ve yükselen yöneticisini, her ikisini birden daha ağır bir gezegene kavuşmuş bulursanız ve o gezegen o şeyin evine bakıyorsa yahut yükselende veya gökyüzünün beşinci evinde bulunuyorsa, o iş aralarında dostluk bulunan bir erkek veya bir kadının eliyle tamamlanacaktır. Demek ki tüm işlerin gerçekleşmesi bu üç şekilde olur: Birincisi, yükselen yöneticisinin, Ay'ın ve o şeyin yöneticisinin kavuşumuyla. İkincisi, bir gezegenin aralarında ışık taşımasıyla, yani o gezegenin bunlardan birinden ayrılıp diğerine kavuşmasıyla; o zaman iş, elçilerin eliyle gerçekleşir. Üçüncüsü, ışığın toplanmasıyla, yani her ikisinin birden daha ağır bir gezegene kavuşmasıyla; o gezegen her ikisinin gücünü alarak ışıklarını birleştirir ve onun hükmü aralarında yahut o işe yardım edecek olan kimse vasıtasıyla kabul görür. İşte bu üç babdan işlerin gerçekleşmesi hasıl olur. Bundan sonra, söylediğim gibi, daha ağır olan gezegenden o durumun yönetimini kabul edene bakınız; bu gezegen ister yükselenin ister o şeyin yöneticisi olsun. Işığı birleştiren gezegene bakınız; eğer köşe evlerde yahut köşe evleri takip eden evlerde kötücüllerden azade ise, gerileme halinde değilse, yanık değilse ve köşe evlerden düşmemişse, o iş tamamlanacaktır; eğer engellenmişse, emek verildikten sonra bozulacaktır. Eğer kabul eden gezegen gerileme halindeyse, kişi o şeyi elde ettiğini sandıktan sonra iş mahvolacaktır.
Kısım 10 / 11
Eğer size o şeyi kolaylıkla mı yoksa büyük bir zahmetle mi elde edeceği sorulursa, yükselen yöneticisi ile o şeyin yöneticisi arasındaki kavuşumun üçte birlik veya altıda birlik bir bakışla mı olduğuna bakınız; elde etme kolay olacaktır. Eğer kavuşum dördüncü bakışla veya karşıt bakışla ise elde etme büyük bir emek, kayıp ve büyük zahmetlerden sonra olacaktır. Yükselen yöneticisi, o şeyin yöneticisi olan ve burcun sonunda bulunan gezegene kavuşursa ve yükselen yöneticisi ona katılırsa yahut Ay dördüncü bakıştan veya karşıt bakıştan olup bunları kabul etmezse, soru sorana o işin gerçekleşmeyeceğine, o işte uğradığı sıkıntıların ve emeklerin de boşa çıkacağına delalet eder. Eğer kavuşum üçte birlik veya altıda birlik bakışla ise kötülük bu sebeple azalacaktır. Eğer yükselenin veya o şeyin yöneticisi tek bir gezegen ise, yani yükselen yöneticisi aynı zamanda o şeyin de yöneticisi ise ve kabul edilmişse, yani kendi evinin veya yüceliminin yöneticisine kavuşmuşsa, kötücüllerden de kurtulmuşsa, o iş tamamlanacaktır; eğer o gezegen zarar görmüşse, iş bozulacaktır.
Benzer şekilde, eğer Ay yükselen yöneticisine kavuşmuşsa ve kötücüllerden selamette ise iş tamamlanacaktır. Biliniz ki, işlerin gerçekleşmesindeki şahitler ve işaretler, yükselenin sabit veya ortak bir burç olması ve köşe evlerin kararlı olmasıdır; yani gökyüzünün ortası onuncu çizgi olmalı ve yerin köşesi dördüncü burç olmalı, gökyüzünün ortası dokuzuncu çizgiye kaymamalı ve yerin köşesi de üçüncü burca düşmemelidir. Kararlı köşe evlerin açıklaması budur. Yıldızların işlerin gerçekleşmesindeki şahitleri ise sorunun kendisine bağlı olduğu üç şeydir: Bunlar yükselen yöneticisi, Ay ve o şeyin yöneticisidir. Bunlardan ikisi, yukarıda zikredilen kötülüklerden uzak olursa, yani yükselen yöneticisi ve o şeyin yöneticisi selamette olursa, o işin üçte ikisi tamamlanacaktır; eğer bunlardan sadece biri selamette ise talep ettiği o işin üçte biri tamamlanacaktır, yani tek bir şahidi varsa üçte birine sahip olacaktır. Eğer bu üç şahit birden gerilemeden, yanıştan, kötücüllerden ve düşüşten selamette olarak birleşirlerse, talep ettiği her şeyi elde edecektir; eğer bu şahitlerle birlikte kabul görürlerse ve onları kabul eden de iyi kabul edilmişse, talep ettikleri şey üzerinde onlara büyük bir hayır görünecektir.
Kral tarafından, kraliyet evi olan ve kralı gösteren onuncu evin yöneticisi olan Jüpiter vasıtasıyla biliniz ki, eğer yükselen yöneticisi kabul eden olsaydı ve engellenseydi, bu işin bozulmasının bizzat soru soran ve kendi haline ağlayan kimse tarafından gerçekleştirileceğini söylerdim. Yükselen yöneticisi rızık evinden taşındığı için, bu durum soru soranın değişimindeki kararsızlığa ve rızık arayışı yolunda ikamet edeceği yere doğru gidişine işaret eder. Kendi burcundan çıktığında Mars ile karşılaşacak ve Mars onu kabul etmeyecekti. Böylece, bu işten çıkışında karşılaşacağı engelleri ve kederi gösteriyordu. Mars, yükselenden itibaren altıncı burcun, yani hizmetkarlar ve hastalıklar evinin yöneticisi olduğu için, bu durum söylediğim şeylerin hizmetkarlar, sefil kimseler ve hastalık sebebiyle vuku bulacağına işaret ediyordu. Jüpiter o şeyin yöneticisi olduğu, gerilemek istediği ve ejderhanın kuyruğu ile birlikte bulunduğu için, bu durum o şeyin kendisinden talep edildiği adamın çekeceği sıkıntıya ve eksilmenin çokluğuna işaret ediyordu. O şeyin yöneticisinden ayrılma ise soru soranın bu işe dair beslediği ümidi gösteriyordu; yani o şeyin kendisine tamamen verileceğini ümit ediyordu, fakat o şeyin yöneticisinden ayrıldığında ümitsizliğe düşer. Tüm işlerde durum böyledir.
Kısım 11 / 11
Sana elden çıkan rızık hakkında sual edildiğinde, sual edenin o rızkı bulup bulamayacağını bilmek için ikinci eve bak. Sual edenin göstergeleri olan yükselen yöneticisine ve Ay'a bak, rızkın göstergeleri olan rızık evine ve onun yöneticisine bak. Eğer yükselen yöneticisi ve Ay, rızık evinin yöneticisine kavuşmuşsa yahut rızık yöneticisi yükselen yöneticisine kavuşmuşsa ya da Ay'ın rızık evinin yöneticisinden ışık taşıdığını görürsen, o rızık bulunacaktır.
Orada bulunan her şey hakkında, sana sual edildiği saatteki yükseleni düzenleyeceksin. Tarlada çalışanların, yani orada emek verenlerin göstergesi orta çizgidir. Dördüncü çizgi toprağın ne olduğunu gösterir. Yedinci çizgi ağaçların içindeki tohumlardan orada ne varsa ona delalet eder. Gökyüzünün ortası ise ağaçlarda ne varsa ona işaret eder. Eğer yükselende kötücül bir gezegen varsa, çalışanlar hırsız ve hain olacaklardır; eğer o kötücül gezegen ileri harekette ise toprakta kalacaklar, gerileme halinde ise kaçacaklardır. Eğer yükselende iyicil bir gezegen varsa, çalışanlar adil ve sadık olacaklardır. Eğer iyicil gezegen doğuda ise toprağı terk etmeyecekler, gerileme halinde ise terk edeceklerdir. Eğer iyicil gezegen gökyüzünün ortasında ise bu durum ağaçların çokluğuna işaret eder; eğer ileri harekette ise bu ağaçlar güçlü ve düzgün olacaktır, gerileme halinde ise zarar görecekler ve alıcı ağaçların tüm meyvelerini satacaktır. Eğer kötücül gezegen gökyüzünün ortasında ise bu durum ağaçların meyvelerinin azlığına delalet eder; eğer gerileme halinde ise orada kalanlar kuruyup yok olacaktır. Eğer gezegen gökyüzünün ortasında değilse, gökyüzünün çevresinin yöneticisine bak; eğer gökyüzünün ortasına bakıyorsa orada ağaçlar olacaktır, bakmıyorsa olmayacaktır. Eğer o gezegen doğuda ise ağaçlar yeni dikilmiş olacak, batıda ise eski dikilmiş ağaçlar olacaktır. Eğer ileri harekette ise kalacaklar, gerileme halinde ise yok olacaklardır. Eğer gökyüzünün çevresinin yöneticisi kendi yerine bakmıyorsa, yani onun ikinci, altıncı, dokuzuncu veya beşinci evinde değilse, toprak ağaçsız kalacaktır. Bundan sonra, gökyüzünün ortasındaki ağaçlar için yukarıda söylediğim gibi, tohumlar hakkındaki yedinci çizgiye bakınız.
Eğer bir kimse sana o kadından çocuğu olup olmayacağını bilmek için sual ederse, yükselen yöneticisine ve Ay'a bak; eğer bunlar çocuk evinin yöneticisine kavuşmuşlarsa yahut aksi durum varsa ya da çocuk evinin yöneticisi yükselende ise veya Ay çocuk evinde bulunuyorsa ya da yükselen yöneticisi ile çocuk evinin yöneticisi arasında ışık taşıyan bir gezegen bulursan, çocuk olacaktır.
İlgili eserler
Bu eser Astroloji Koleksiyonu'nun parçasıdır →
- Kaynak eser
- Traités d'astrologie arabe (Zahel, Messahallah) / Arap Astrolojisine Dair İncelemeler
- Neşir
- SourceLibrary.org sayısal basımı, Amsterdam, 2026 (CC BY-SA 4.0)
- Konum
- Sayfa 7-8 (çeviri alanı), kitap kimliği 695931d8b91a6184ea9433b3
- Çeviren
- Şira Nur Uysal
- Dijital nüsha
- Source Library
Uysal, Ş. N. (Çev.). (2026). Astrolojiye Giriş: On İki Burcun Doğası. Kadim Kütüphane. https://kadimkutuphane.com/sahl-ibn-bishr-astrolojiye-giris