Neoplatonizm nedir?
Kendilerine hiçbir zaman "Neoplatoncu" demediler; onlar yalnızca Platon'un sadık yorumcuları olduklarını düşünüyordu. Etiket modern tarihçilerindir, fakat işaret ettiği şey gerçektir: Plotinos'la birlikte Platon felsefesi, kavram çözümlemesinden ruhun yükseliş yoluna dönüştü.
Sistemin omurgası üç ilkedir. En üstte, varlığın ve düşüncenin ötesindeki Bir Olan; ondan taşan ve bütün ideaları kendinde düşünen Akıl (nous); ve Akıldan taşarak kâinata hayat veren Ruh. Plotinos bu öğretiyi Üç Ana Hipostaz risalesinde toplu hâlde sunar; taşma öğretisinin en özlü savunusu ise İyi yahut Bir Üzerine'dir.
Plotinos ve Enneadlar
Mısır doğumlu Plotinos, Roma'da ders verdi ve yazılarını öğrencisi Porphyrios dokuzarlı altı kümeye düzenledi: Enneadlar adı buradan gelir. Bu kütüphanede eserin on beşinci yüzyıldan kalma Ficino nüshası sayfa sayfa incelenebilir.
Plotinos'un mistisizmi soyut değildir; bir çağrıdır. Güzellik Üzerine'de okura "kendi heykelini yont" der: içe dönüp ruhu arındırmak, güzelliğin kaynağına doğru çekilmektir. Ruhun Bedene İnişi düşüşün, Doğa, Temaşa ve Bir Olan ise her varlığın gizli temaşasının anlatımıdır. Gnostiklerin madde düşmanlığına karşı yazdığı Gnostiklere Karşı, kâinatın güzelliğini savunan bir manifestodur.
Okulun mimarları: Porphyrios, Iamblikhos, Proklos
Porphyrios üstadının mirasını düzenlemekle kalmadı; Marcella'ya Mektup'ta felsefeyi bir hayat disiplini olarak öğretti, Nymphelerin Mağarası'nda ise Homeros'un birkaç dizesinden koca bir ruh yolculuğu okuyarak alegorik yorumun klasiğini yazdı.
Suriyeli Iamblikhos okulu yeni bir yöne çevirdi: ona göre ruh yalnız düşünceyle yükselemez; tanrıların kendi kurduğu kutsal eylemler (teürji) gerekir. Mısırlıların Gizemleri bu görüşün savunmasıdır; ruhun tanrılarla birliği üzerine bölümü, duanın ve ayinin felsefesini kurar. Atina okulunun başı Proklos ise sistemi mimari bir bütünlüğe kavuşturdu: Teolojinin Öğeleri sudûr metafiziğini geometrik önermelerle kanıtlar, Platoncu Teoloji tanrıların Bir'den taşan birlikler (henadlar) olduğunu öğretir.
Son ışık: Atina'dan Boethius'a
MS 529'da İmparator Justinianus Atina okulunu kapattığında geleneğin son başı Damaskios'tu; İlk İlkeler Üzerine, Bir'in bile ötesindeki Söylenemez Olan'ı arayan baş döndürücü bir kitaptır. Öğrencisi Simplikios sürgünde Epiktetos şerhini yazdı; İskenderiye'de Hierokles takdir ile özgür iradeyi uzlaştırmaya çalıştı.
Gelenek ölmedi, kılık değiştirdi. Roma'da idamını bekleyen Boethius'un Felsefenin Tesellisi, Neoplatonik hikmeti Ortaçağ Avrupasının başucu kitabı yaptı. Kendini Areopagoslu Dionysios diye tanıtan bir Suriyeli keşiş ise Proklos'un sistemini Hristiyan diline çevirdi: Göksel Hiyerarşi ve İlahi İsimler, bin yıllık Hristiyan mistisizminin gramerini kurdu.
İslam ve Yahudi düşüncesinde sudûr
Çeviri hareketiyle Bağdat'a taşınan bu felsefe, İslam düşüncesinin ana damarlarından biri oldu. Fârâbî Erdemli Şehir'de sudûr öğretisini siyasete uyguladı; İbn Sina uçan adam deneyiyle ruhun bedenden bağımsızlığını kanıtlamayı denedi ve Hayy bin Yakzan'da yükselişi bir sembol hikâyeye dökdü. Gazâlî Filozofların Tutarsızlığı'nda bu feyz öğretisini sorgularken bile onun diliyle konuşur; Sühreverdî ise İşrak hikmetinde sudûru bir ışık metafiziğine dönüştürür.
Yahudi düşüncesinde İbn Cebirol'ün Hayat Pınarı, tümel madde ve suret öğretisiyle Latin skolastiğini derinden etkiledi; okurları yüzyıllarca onun bir Arap ya da Hristiyan olduğunu sandı. Sudûr düşüncesinin Kabaladaki sefirot öğretisiyle akrabalığı da bu köprünün eseridir.
Rönesans'ta Platon'un dönüşü
Bizanslı bilginlerin İtalya'ya taşıdığı elyazmaları, Floransa'da bir devrim başlattı. Marsilio Ficino Platon ve Plotinos'u Latinceye çevirdi, Platonik Teoloji'de ruhun ölümsüzlüğünü Neoplatonik zeminde kanıtladı, Şölen şerhinde ise Platonik aşk kavramını Avrupa kültürüne armağan etti.
Nicholas Cusanus Gerçek Bilgelik'te bilgeliğin sokakta bağırdığını söyleyen bir halk adamına kulak verdi; Giordano Bruno Kahramanca Coşkular'da ruhu sonsuz Bir'e fırlatan ilahi aşkı terennüm etti. İngiltere'de Henry More gibi Cambridge Platoncuları ruhun ölümsüzlüğünü yeni bilim çağında savunarak geleneği aydınlanmanın eşiğine taşıdı. Bu damar, Hermetik gelenekle örülerek Rönesans düşüncesinin dokusunu oluşturur.
Nereden başlamalı?
Neoplatonizme ilk adım için en iyi kapı, sistemin tamamını birkaç sayfada sunan Üç Ana Hipostaz risalesidir. Ardından geleneğin ruhunu duymak için Güzellik Üzerine, mimarisini görmek için Teolojinin Öğeleri okunabilir. Daha ileri gitmek isteyenler Neoplatonizm temasındaki bütün metinleri katalogdan keşfedebilir.
Temel kavramlar: üç hipostaz
Plotinos'un sistemi üç basamaklı bir varlık merdivenidir. En üstte Bir: her şeyin kaynağı, ama kendisi hiçbir şey 'olmayan'; hakkında konuşmak bile onu çoğaltmak olur. Ondan taşan Akıl (Nous), bütün ideaların ezelî birliğidir: düşünen ile düşünülenin henüz ayrılmadığı ışık. Üçüncü basamak Ruhtur: Akıl'ı seyreder ve seyrini zamana açarak dünyayı canlandırır. İnsan ruhu bu merdivenin bütün basamaklarına dokunur — felsefenin işi, ona indiği yolu geri hatırlatmaktır.
Ruhun inişi ve dönüşü
Neoplatoncu anlatıda ruh, yıldız kürelerinden geçerek bedene iner ve her kürede o gezegenin niteliğini kuşanır; Macrobius'un Scipio şerhi bu inişin klasik haritasıdır. Dönüş (epistrophē) ise aynı yolun tersten yürünmesidir: arınma erdemleriyle başlar, temaşayla sürer, Bir ile birleşme anlarında doruğa varır. Porphyrios'tan İslam filozoflarına ve Dante'ye kadar Batı'nın bütün 'yükseliş' edebiyatı bu şemanın varyasyonlarıdır.
Sık Sorulan Sorular
Neoplatonizm ile Platon'un felsefesi arasındaki fark nedir?
Neoplatonizm, Platon'un diyaloglarındaki dağınık sezgileri Plotinos'un üçüncü yüzyılda kurduğu tek sistemde toplar: her şeyin kaynağı olan Bir, ondan taşan Akıl (Nous) ve Ruh. Platon'da bulunmayan bu kademeli taşma öğretisi, okulun asıl imzasıdır.
Sudûr (taşma) ne demektir?
Bir'in, eksilmeden ve irade fiili olmaksızın, güneşin ışık saçması gibi varlık saçmasıdır: önce Akıl, ondan Ruh, ondan duyulur dünya. Yoktan yaratmadan farkı, kaynağın hiçbir şey 'yapmaması', varlığın onun doğasından zorunlulukla akmasıdır.
Teürji nedir, felsefeden farkı ne?
İamblikhos'la öne çıkan teürji, tanrısal olana salt düşünceyle değil, ritüel eylemle katılma pratiğidir: semboller, adlar ve törenler ruhu yukarı çeker. Plotinos'un 'yalnız düşünceyle yükseliş' idealinden bu sapma, geç antik Platonculuğun en tartışmalı dönüşümüdür.
Neoplatonizm Hristiyanlığı etkiledi mi?
Derinden: Augustinus Platoncuların kitaplarıyla dönüştüğünü kendisi yazar; Pseudo-Dionysius, Proclus'un sistemini neredeyse birebir Hristiyan mistik teolojisine çevirdi. Ortaçağın ışık metafiziği ve olumsuz teolojisi bu kanaldan beslendi.
Plotinos kimdir?
Üçüncü yüzyılda Mısır'da doğdu, İskenderiye'de okudu, Roma'da ders verdi. Derslerini öğrencisi Porphyrios, dokuzlu gruplar hâlinde Enneadlar olarak derledi. 'Utanıyormuş gibi bedeninde oturan' bu filozof, antik felsefenin son büyük sistemini kurdu; mistik birleşmeyi hayatında birkaç kez yaşadığı, öğrencisinin tanıklığıyla aktarılır.
'Bir' hakkında neden konuşulamaz?
Çünkü her söz bir şey yükler, her yüklem böler; Bir ise bölünmezliğin kendisidir. 'Vardır' demek bile onu varlık kategorisine sokar — oysa o, varlığın kaynağıdır. Bu yüzden Platoncular olumsuzlamayla konuşur: ne akıldır, ne ruh, ne hareket. Hristiyan olumsuz teolojisi bu dilbilgisini neredeyse aynen devralmıştır.
Proclus'un sistemi Plotinos'tan nasıl ayrılır?
Proclus, Plotinos'un üç basamağını sayısız ara katmanla inceltir: her düzey kalış-çıkış-dönüş üçlüsüyle işler; Bir ile Akıl arasına tanrısal birimler (henadlar) yerleşir. Sonuç, neredeyse matematiksel bir teoloji mimarisidir — Elementler of Theology, teorem teorem yazılmıştır. Bu mimari, Pseudo-Dionysius'un melek hiyerarşilerinin doğrudan kalıbıdır.
Neoplatonizm İslam felsefesine nasıl geçti?
Bir çeviri yanlışlığının bereketiyle: Plotinos'un Enneadlar'ından parçalar, 'Aristoteles'in Teolojisi' adıyla Arapçaya çevrildi. Fârâbî ve İbn Sînâ'nın sudûr şemaları bu metnin çocuklarıdır; Sühreverdî ise ışık metafiziğiyle geleneği İşrak felsefesine dönüştürdü — kütüphanedeki Işık Tapınakları bu okulun metnidir.